İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

BİR HÂDİSE ve BİR ZİHNİYET

Lozan Zafer mi, Hezimet mi? serlevhalı eserin ilk sahifesi

   28 Kasım 1946 tarih ve 43 sayılı Millet Mecmuası Anadolu Ajansının 25 Ekim 1946 tarihinde Lefkoşe mahreçli olarak verdiği bir haberi esas olarak Rumların hazırlığına dikkati çekmekte ve bizim lâkaydimizi tenkid etmekteydi. Ne hazindir ki; o zaman Millet Mecmuasının naşiri Cemal Kutay bedbaht Kıbrısın elden gitmekte olduğunu haykırdığı için İstanbul örfi idare kumandanlığına celbedilmiş ve nâzik bir zamanda devletin harici siyasetinin tenkidin ağır mesuliyeti kendisine ihtar edilerek mahkemeye sevkedilmiştir.

   Bugün Kıbrıs politikasındaki yenilgileri başkalarına maletmeye çalışan İnönü bakınız daha dün Kıbrıs hakkında nasıl bir tutumun âmili olan bir idarenin başındaydı. Yunanlılar Kıbrısı kendilerine mal etmek için harıl harıl çalışırken bizimde uyanmamız lâzım geldiğini söyleyen gerçek vatanperverler mahkemeye veriliyor, ve bu suretle Kıbrısın bugün tevâli etmekte olan fâciaları hazırlanmış oluyordu. Daha doğrusu Yunan hazırlıklarını durduracak hiçbir mukâbil harekete geçilmemekten mütevellit karşı tarafa her türlü imkân verilmiş oluyordu.

   İşte dün Kıbrıs mevzuundaki vurdum duymazlığımızı böylesine samimiyetle tenkit edenleri mahkemeye sevkedenlerin bugün sıkılmadan Kıbrıs mevzuundan başkalarını mesul tutmağa çalışmaları gerçekten şaşılacak bir keyfiyettir. Kıbrıs’ı Enosis’e bir merhale teşkil etmek üzere Lozan’da İngilizlere peşkeş çekmekle kalmamış bilâhare de orada cereyan eden Rum hazırlıklarına gözlerini yumup kulaklarını tıkayarak imkân bahşetmiş ve üstelikte bu durumu tenkid edenleri de mahkemelere sevketmiş olan İnönü’nün Kıbrıs faciasından ne derece mesul olduğunun takdirini okuyuculara bırakıyoruz.

   Bütün bu izahattan anlaşılacağı üzere Kıbrıs’ta diğer birçok kayıplarımız yanında Lozan’da kaybedilmiş ve oradaki Türklerin hayat mematıyla ilgili hiçbir garanti elde edilememiş olduğundan bilâhare ve milletçe çok iyi bildiğimiz ve büyük ızdırabını yüreğimizde taşıdığınız feci hâdiseler vukua gelmiştir. Bunların izahı bahsimiz dışındadır. Ancak Batı Trakya gibi Kerkük gibi Kıbrıs’taki Türklerin de Lozan’da hiçbir garantiye mazhar kılınamamış olmalarından doğan katliama ait pek çoğu maşeri şuurumuzu doldurmuş bulunan vakıalardan bir tanesine ait fotoğrafı buraya koyuyoruz. Bunun ve emsallerinin mesullerini ve bu dâvânın nereye kadar gideceğini düşünmek senin Türklük ve Müslümanlık borcundur, Aziz okuyucu!…1


Kadir Mısıroğlu, Lozan Zafer mi, Hezimet mi?, İstanbul: Sebil Yayınevi, 1965, s.190-191 -ilk baskı-
[1] Kadir Mısıroğlu beyin, hâlâ ilk günkü iddiası ve karşılık verilememiş tezi  “Lozan Zafer mi, Hezimet mi?”’de Kıbrıs meselesi 1965 gibi erken bir tarihte acı bir şekilde anlatılmış… Eserden aldığımız şu cümlelerde görüldüğü üzere daha 1940’larda “Kıbrıs’a sahip çıkmak dâvâsı” bastırılmış, susturulmuştur. 1974’e kadar bîgünâh evlâdlarımız ve masûm kardeşlerimiz maalesef çok fecî bir surette katledilmiş, dünyanın gözü önünde, Türkiye’mizin hemen yanı başında soykırıma uğramışlardır.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir