İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

BÜYÜK DAVETÇİ NİMETULLAH HALİL İBRAHİM YURT HOCAEFENDİ (2)

Nimetullah Hocaefendi Avrupa’yı dört defa ziyaret etmiştir ve Almanya bu ülkelerden biridir. Hocamız Almanya’da sadece camilerde vaaz etmekle kalmamış aynı zamanda bir çok Türk’ün, Arab’ın ve Urduca konuşan Hindistan-Pakistanlılar’ın gittiği gazinoları da ziyaret etmiştir. Nimetullah Hocaefendi Türkçe, Arapça ve Urduca’yı akıcı konuşur, birçok dünya dilinde de temel bir kaç kelimeyi bilir. Hikâyemiz 1979 senesinde Türklerle beraber Berlin’de gerçekleşmiştir. Nimetullah Hocaefendi camilerden birinde bir kaç saat Türklerle konuştuktan sonra onlara şunu sordu: “Diğerleri nerede?” Onlar Hoca’ya niçin bunu sorduğunu, kendisini saatlerdir dinlediklerini söylediler. Hoca onlara: “Diğerleri nerede? Onları görmek istiyorum” dedi ve onlar da diğer Türklerin barlarda olduklarını belirtti. Nimetullah Hocaefendi dedi ki “Onları ziyaret edeceğim, bana bir tercüman (rehber) verin yeter”.    Yaklaşık olarak 40 Türk’ün olduğu bara bir rehberin yardımıyla giden Hoca onların arasında durdu, onlara selam verdi ve dedi ki “Ey Mücahidler, Allah’ın selamı üzerinize olsun.” Birbirlerine bakarak şaşkınlık içinde şu suali sordular: “Kim bu Mücahidler?”

   Yaklaşık olarak 40 Türk’ün olduğu bara bir rehberin yardımıyla giden Hoca onların arasında durdu, onlara selam verdi ve dedi ki “Ey Mücahidler, Allah’ın selamı üzerinize olsun.” Birbirlerine bakarak şaşkınlık içinde şu suali sordular: “Kim bu Mücahidler?”

Nimetullah Hoca Efendi ve Dr. Salih Samarrai Almanya’da… 2015

   Nimetullah Hocaefendi: “3 sebebe binaen Mücahid olan sizlersiniz. İlk sebeb sizin Ahmed, Mehmed gibi Müslüman isimlerinizle Almanya’ya gidip-gelmenizdir. Bu, İslâm’ı hatırlatıyor. İkinci sebeb, sizin ailenizin geçimi için para kazanmaya buraya gelmenizdir ki bu da bir cihaddır. Üçüncü sebeb, Osmanlı atalarınıza bakarsanız onlar Mücahiddi, sizler de onların torunusunuz.”

   Nimetullah Hocaefendi şöyle devam etti: “Ben Medine-i Münevvere’den size güzel haberlerle geldim. Peygamberimiz Aleyhisselam demiştir ki “Kim La ilahe illallah derse cennete girer” ve Allah celle celâluhu da beni sizin sebebinizle mükafatlandıracak.” Oradaki kişiler hep beraber Kelime-i Tevhid’i getirdiler. “Ben uzun yıllar camilerde vaaz ettim ancak sizi ihmal ettim, size Peygamberlerin barlara gidip insanları Hakk’a çağırdığını anlatmadım.” Orada olanlar ağlamaya başladılar ve “Konuş Hocam konuş, otur, buyur süt iç.” dediler. Hoca onlarla beraber oturmanın harama iştirak etmek olduğunu düşündü. Onlara “Siz Cennet’e namzet insanlar oldunuz, ben gidip diğerleri ile konuşayım.” 

   “Konuş hocam konuş” “Siz cennete namzetsiniz ve sizi dünyada ki Cennet’e (camiye) davet ediyorum.” dedikten sonra Hoca onlara şu suali tevcih etti: “Siz yanı başınızda yapılan camilere yardımda bulunmuyor musunuz?”, Hocanın tecrübesi gösterir ki sarhoşlar en cömert insanlardır çünkü onlar Allah’tan bağışlanma taleb ederler. Hep beraber: “Hocam biz çok yardım ettik ama böyle pis, kirlenmiş iken nasıl camiye gidelim?” dediler. Nimetullah Hocaefendi: “Temiz olmayanlar camide yıkanırlar, su biraz soğuk olsa da siz mücahidsiniz. Soğuk suyla abdest almakta cihaddır.” “Ama biz sarhoşuz…” dediler. Hoca onları teşvik etmeye devam etti: “Az içen iki kişi çok içenleri taşısın.” Onlar camiye gitmek için birbirlerini teşvik etmeye başladılar: “Kardeşler, niçin camiye gitmiyoruz? Biz Müslüman değil miyiz? Haydi camiye gidelim.” 

   Hoca önde onlar arkada (40 şahıs) caminin yolunu tuttular. Onların kimi camiye girdi, kimi de dışarıda oturup Hoca’nın Kuran okuyuşunu dinledi.

(قُلْ لعباديَ الذين أسرفُوا على أنفسهم لا تقنطُوا من رحمةِ الله إنَّ اللهَ يغْفِرُ الذنوبَ جميعاً إنه هو الغفور الرحيم)

“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir” (Zümer Suresi, 53.)

   Hoca ayrıca şu hadîs-i şerîfi okuyordu: “Cahiliyyede (en) iyi olanınız İslâm’dan sonra da (en) iyi olanınızdır” Onlardan bazıları “Bizim barlarda akrabalarımız var, gidip onları getirelim” dediler. Nimetullah Hocaefendi Mescid-i Nebevî’de bu hikayeyi başka bir Türk âlime anlatınca o âlim hocamıza “Yeğenlerimin barlara gittiğini duyunca ikaz etmek için gittik, biraz da sitem ettik onlara ama onlar sinirlendiler. Bizimle ağız dalaşına başladılar ve neredeyse bizi döveceklerdi. Böyle olunca biz de bıraktık.”

   Seneler sonra Nimetullah Hocaefendi bir gün Mescid-i Nebevî’de otururken sarıklı-cübbeli bir Türk ona yaklaştı ve onu tanıyıp tanımadığını sordu. Hocaefendi “Nasıl tanıyayım? Ben Türkiye’de bir çok köyü ve kasabayı ziyaret ettim. Sen belki bunlardan birinde imam ya da müftüsündür.” dedi. Adam Hocaefendi’ye şöyle cevap verdi.”Sen belki bin sene düşünsen beni hatırlamazsın ama ben seni çok iyi tanıyorum. Ben Berlin’in en sarhoşlarından biriydim. Bir gün iki arkadaşım beni omuzlarına alarak camiye götürdüler, sen bana çok acımıştın. Başımı okşadın ve dedin ki “Allah seni seviyor, seni evine kabul edecek.” Ben çok sarhoş olsam da dediklerini anlıyordum. Biraz kendime gelene kadar dışarıda bekledim, sonra guslettim, dua ettim ve Allah celle celaluhuya tevbe ettim. O zamandan beri namazımı terketmedim ve hanımımda kapandı. Buraya umre için geldik. Allah’a şükür burada beni seninle buluşturdu.” Bu, Nimetullah Hocaefendi’nin barlara gidişinin ne ilki idi ne de sonu olacaktı. Barlara gider ve onları oradan mescide götürürdü… Bu insanlar arasında Türk, Arap ve Urduca konuşan insanlar vardı. O tövbekarlar hep davetçi oldu ve cami yaptırmak için dernekler kurdular. Ben (Salih Samarrai) yukarıda bahsettiğim “Berlin Bar Tövbekarları’nın” birini İstanbul’da ve Ankara’da bizzat gördüm. 

   Nimetullah Hocaefendi barlara gittiği gibi kumarhanelere de gider, oralardan da insanları camiye götürürdü. Nimetullah Hocaefendi der ki: “Ben her zaman şu ayeti okurum:

(هو الذي يُصَلِّي عليكم وملائكَتُهُ ليخرجكم من الظلمات إلى النور وكان بالمؤمنين رحيما)

“Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen O’dur. Melekleri de size istiğfar eder. Allah, müminlere karşı çok merhametlidir.” (Ahzab Suresi, 43.)

Böylece kendimi kurtarıcı olarak görmem, Rabbimin hidayete erdirici olduğunu bilirim.” Onun kumar oynayanlara yaptığı şakalardan biri şudur ki onları sabahlara kadar uyanık kaldıkları için bazı peygamberlerin, sahabelerin ve evliyaların hususiyetleriyle donanmış olarak anlatır; onlar da kumarı bırakırlar ve tövbe edip ağlayarak Hoca’yla beraber camiye giderler. Hatta onların bazıları derler ki: “Babamız bize Kur’ân-ı Kerîm’in tamamını okumayı öğretti (ama biz kötü yola düştük)”.


“Büyük Davetçi Nimetullah Halil İbrahim Yurt Hocaefendi” Prof. Dr. Salih Mahdi Samarrai, Japonya İslâm Merkezi Başkanı, salihsamarrai3232@gmail.com

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir