İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

ÇAKIRCIBAŞI HASAN PAŞA

   Hayatı

Hasan Paşa’nın doğum tarihi bilinmemektedir. 20 Ramazan 981 (13 Ocak 1574)’de vefat etmiştir. Kaç yaşlarında vefat ettiğine dair bilgimiz yoktur. Enderundan yetişmiştir. Çakırcıbaşı iken yaptırdığı cami vesilesiyle adı “Çakırcıbaşı Hasan Paşa” olarak yaşamaktadır. Çakırcıbaşı iken çırağ edilmiştir.1 1560 yılında İran’a elçi olarak gönderilmiş, döndüğünde ümeradan olmuştur. Zilhicce 969 (Ağustos 1562)’da Kanunî Sultan Süleyman’ın devr-i saltanatında, oğlu Selim’in kızı Şah Sultan ile evlendirilmiştir.2 Şah Sultan Sultan 2. Selim’in dört kız evladından biridir. Hasan Paşa’nın vefatından sonra Zal Mahmud Paşa ile evlendirilen Şah Sultan da 1580 yılında vefat etmiştir. Hasan Paşa 1563-1564’de Bosna Valisi olup 1568-1569 yılında ayrılmış, 1570-1571’de Rumeli Beylerbeyi olup, sonra kubbe veziri olmuştur. Paşa’nın Sicill-i Osmanî’de yer almayan bir vazifesini de Mehmet Nermi Haskan “Yüzyıllar Boyunca Üsküdar” serlevhalı eserinin birinci cildinde kaydetmiştir.3 Buna göre Hasan Paşa; Rumeli Beylerbeyi’liğinden sonra Karaman Valisi olmuş, bu vazife esnasında, Konya’da vefat etmiştir. (1574)

B: TDVİA; Gastallan Histori Tahtureks; Çakırcıbaşı minyatürü.

   Vefatı hakkında Hüseyin Ayvansarayî, “Hadîkatü’l-cevâmi” serlevhalı kıymetli eserinin ikinci cildinde; Çakırcıbaşı Hasan Paşa başlığının altında “Paşa-yı mezbûr Edirne’de binâ eylediği medresesi civârında medfûndur.” yazmıştır4. Bir sempozyumda yer alan Edirne medreseleri hakkındaki makalede 15-16. yüzyıllarda faal olan başlıca medreseler sayılırken “Çakırcıbaşı Hasan Paşa Medresesi” ismi de geçmekte olup, kısaca yapılan açıklamada medreseyi Sultan 2. Murat ve Fatih Sultan Mehmet devri müderrislerinden Fahreddin Acemî’nin yaptırdığı yazmaktadır. Bunun haricinde herhangi bir bilgi verilmemiştir.5 Mehmet Nermi Haskan da mezkûr eserinde “Çakırcıbaşı Hasan Paşa Medresesi” meselesine değinmiş, kaynaklarını da sıralayarak, Paşa’nın Edirne’de yaptırdığı bir medrese olmadığını beyân etmiştir.6

   Karaman Valisi iken vefat eden Hasan Paşa’nın kabri, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî dergâhının güneybatı köşesindedir.7 Türbe kesme taştan, kubbeli olarak yapılmıştır. İçinde herhangi bir sanduka mevcut değildir. Paşa’nın türbesinden, Mevlânâ Türbesi’ne giriş vardır. Kapısı üzerinde:

Hasan Paşa idüp rihlet cihandan
Alem kaldırdı milk-i cavidâne
Didi tarih-i fevtin hâtif-i gayb
Ola canına Cennet aşiyâne

Sene 981 (1573)8

   Şahsiyeti

   Mehmed Süreyya Bey Sicill-i Osmanî’de Hasan Paşa’nın “gayet silahşör, kerîm, akîl, sahî, suhan-ı aferîn” olduğunu yazmaktadır.9

   Tarihteki Yeri

   Hasan Paşa enderunda yetişip, Çakırcıbaşı olarak hizmette bulunmuştur. Çakırcıbaşılar Fatih Sultan Mehmet’in teşrifat kanunnâmesinde, padişahın yanında yer alan ve av seferleri esnasında beraber yürümek hakkına sahip memurlardandır.10

   Kanunî Sultan Süleyman’ın saltanatında bu vazifesi esnasında temâyüz etmiş, ileriki yıllarda kubbealtı vezirlerinden olmuştur. Kapıcıbaşı Hasan Ağa olarak İran’a elçi olarak gitmesi, tarihte devlete asi olmuş Şehzade Bayezid’in katlini gerçekleştiren veya sorumlulardan birisi olarak meşhur olmasına sebep olmuştur.

   Gerçekte kendisi Şehzade Bayezid’in teslim edilmesi için gönderilen birkaç sefâret heyetinden birinde vazife almış, asi şehzadenin katlinde rol almamıştır.11 Hasan Ağa şahın Şehzade Selim’e gönderdiği Beşaret Ağa ismindeki elçiyle geri dönmüş, Şehzade Bayezid’in katli, sonraki elçilik heyetlerinden birinde vuku bulmuştur.12

   Bugün pek çok yerde, hassaten web ortamında Çakırcıbaşı Hasan Paşa, Şah Sultan ve sultanın Hasan Paşa’dan sonra evlendiği Zal Mahmud Paşa’ların Şehzade Mustafa ve Bayezid hadiselerindeki rolleri ile alâkalı yanlış şeyler yazılmaktadır. Hasan Paşa’nın vaziyeti yukarıda yazıldığı gibidir. Hasan Paşa hakkındaki bu yanlış, muhtelif neşriyatta görülmektedir.13 Hatta zikredilen yanlış Mimar Sinan’ın eserleri hakkındaki bir doktora çalışmasına da yansımış; “Söylence” başlığı altında yazılanlar maalesef kesinlik ifade etmiştir:“…Çakırcıbaşı Hasan Paşa ile Zal Mahmut Paşa arasında bir benzerlik var. İki kişi de farklı zamanlarda şehzade ölümlerinden sorumlu tutuluyor, Çakırcıbaşı Hasan Paşa Şehzade Beyazıt’ı, Zal Mahmut Paşa’da Şehzade Mustafa’yı boğarak öldürüyor. Bu iki olay, tarihte, II. Selim’in tahta çıkmasının zeminini hazırlayan olaylar arasında gösteriliyor.”14

   Çakırcıbaşı Hasan Paşa’nın Şehzade Bayezid’i katlettiğini Evliya Çelebi de Seyahatnâme’sinde yazmıştır: “Damad Hasan Paşa, Süleyman Han’a damad olup Acem’e firar eden şehzade Bayezid için Acem’e elçilik için gidip şehzade Bayezid’i şehzadeleri ile alıp Sivas kalesinde şehid edip Paşa kalesi kurbunda defn ettiler. Ziyaret etmişim.”15

   Eserleri

   Çakırcıbaşı Hasan Paşa Mektebi

   Hasan Paşa Üsküdar’daki camiisinin yanına bir de mektep yaptırmıştır. Mektep çok uzun bir zaman geçmeden harap olduğu için camii sofasına nakledilmiş, eğitim burada devam etmiştir. Hüseyin Ayvansarayî: “…ve karibinde binâ eylediği mekteb müruruzamanla harabe olmakla cami sofasını mekteb etmişlerdir” şeklinde yazmaktadır.16

   Çakırcıbaşı Hasan Paşa Camii

   Hasan Paşa’nın bugün adının yaşamasındaki en büyük vesile çakırcıbaşılığı zamanında yaptırdığı mezkûr camiidir. Doğancılar Camii ismiyle de maruftur. Bulunduğu meydana ve karşısındaki parka da Doğancılar ismini vermiştir. Doğancılar meydanı, modern şekliyle bir park düzenlemesine gidilene kadar Üsküdar’ın en büyük pazar yeri olmuştur.

   Camiinin inşa olunduğu yer hususî olarak seçilmiştir. Padişahlar Alemdağ taraflarına gidecekleri zaman Doğancılardaki saraya gelmişlerdir. Saray ile camiinin çok yakın olduğu bilinmektedir. Çakırcıbaşı Hasan Paşa Camii’nin yakınlarında av için lazım olan çakır, doğan, atmaca gibi yırtıcı kuşlar yetiştiren kârhâneler de vardır.17

B: Çakırcıbaşı Hasan Paşa Camii Şerifinin harici manzarası.

   Padişahın av seferlerine çakırcıbaşılar Fatih Kanunnâmesi’ne göre iştirak etmiştir. Çakırcıbaşı Hasan Paşa’nın camisi tüm bu faaliyetlerin merkezinde yer almış, bu kuş yetiştiricilerinin de “ibadetgâhı” olmuştur.18

   Çakırcıbaşı Hasan Paşa Camii bölgenin en eski camiisi olmakla beraber kendisine yakın başka tarihî camiiler de bulunmaktadır. Aziz Mahmud Hüdayî Camii, Şehid Süleyman Paşa Camii, Nasuhî Mehmed Efendi Camii, Sinan Paşa Camii ve İmrahor tarihî camiileri Çakırcıbaşı Hasan Paşa Camii’nden kırk ila 160 yıl aradan sonra yapılmıştır.

   Çakırcıbaşı Hasan Paşa Camii mimarî hususiyetleri zamanla değişerek günümüze kadar ulaşmıştır. Camii-i şerifin bina tarihini Hüseyin Ayvansarayî 966 (1558) diye yazmıştır.19 Mehmet. N. Haskan ise eserinde 1548 yazmakla beraber ihtilafın sebebini zikretmemiştir. Camiinin Mimar Sinan yapısı olup olmadığı hakkında da ihtilaf olduğu anlaşılmaktadır. Çakırcıbaşı Hasan Paşa Camii’nin geniş avlusu içine Şemsi Paşa’nın amcası, Hacı Ahmet Paşa kendisi için Mimar Sinan’a bir türbe yaptırmıştır. (1577-1578) Camii’yi de 1580’de tamir ettirdiği bilinmektedir. Bu tamiri de Mimar Sinan yapmıştır.20 Evliyâ Çelebi camiiden “Hacı Paşa Mescidi”, mektepten de “Hacı Paşa dârü’l-kurrası” şeklinde bahsetmektedir.21

B: Hacı Ahmet Paşa Türbesi

   Camii duvarları kargir, çatısı ve minberi ahşap, mihrabı dışa taşmalıdır. Hadîkatü’l-cevâmi’de çatının ilk başta kurşundan olduğu daha sonra mütevellilerden celeb Feyzî tarafında kiremitle döşendiği yazmaktadır. Bugün ise çatı yine kurşun kaplıdır. Cümle kapısı yapıldığı devrin güzelliğini taşımaktadır.22 Kıble tarafındaki mezarlık, 1911-1912 yıllarında kuzey tarafına, Hacı Ahmet Paşa Türbesi etrafına taşınmıştır.23 Bu hazîrede Sultan 3. Mehmed’in vezirlerinden Eğri Gazası’nda bulunmuş Koca Mehmed Paşa, İzmirli Ali Paşa’nın sermaktu’u, Hanya Kalesi fatihi Hüseyin Paşa gibi önemli zâtların kabirleri mevcuttur.

   Kıble duvarına iki tane kuş evi yapılmıştır. Camii bugünkü şeklini inşâ tarihinden 300 yıl sonra gördüğü esaslı tamirden sonra almıştır. Tamir Sultan Abdülmecit’in ikballerinden Şayeste Kadınefendi tarafından yaptırılmıştır. Sultan 6. Mehmed Vahideddin’i, babası Sultan Abdülmecid ve annesinin vefatı sonra Şayeste Kadınefendi yetiştirmiştir. Mezarı Yahya Efendi Dergâhı Hazîresi’ne defnedilmiştir.24

B: Sultan Abdülmecid Han’ın tuğrası ve yanına koydurduğu çiçeği bu kitabede de görüyoruz.

   Doğancılar Caddesine açılan kapının üzerinde Şair Ziver Paşa’nın kaleme alıp, Üsküdarlı Abdülhamit Efendi’nin hattıyla yazılmış25 mermer bir kitabe vardır. Kitabenin ortasında Sultan Abdülmecid’in tuğrası olup şu satırlar yazmaktadır:

Zat-i iffet siyreti üçüncü ikbal hanımın
İsmi veş Şayestedir hayre bulub izz ü refah
Yapdırup bu camii evvelkinde ala raşin
Eyledi şâdân bu semtin halkını bî-iştibâh
Ola âmâli havass-ı hamse-i hayrat ü cûd
Mü’mînin ta bunda kıldıkça namaz-ı penc-gâh
Söylenildi bu iki tarih bir beyt içre bak
Eyledikde hame beyt-i nazmını Ziver penâh
Yapdı bak üçüncü ikbal hanım âlâ ma’bedi

1275
Sa’yini Şayeste-i ecr-i cezil ide ilâh
1275
Ketebe Abdülhamid eş-şehri


İbrahim Kuş, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Tarih / ibrahimkus@zaviyesohbetleri.com
[1] Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmânî, (Haz: Heyet), Sebil Yayınevi, İstanbul, 1996, c.2, s.131
[2] Süreyyâ a.g.e., aynı yer.
[3] Mehmet Nermi Haskan, Yüzyıllar Boyunca Üsküdar, Üsküdar Belediyesi Yayınları, İstanbul, 2001, c.1, s.138
[4] Hâfız Hüseyin bin el-Hâc İsmâil Ayvansarayî, Hadîkatü’l-cevâmi, Matbaa-i Âmire, 1281, c.2, s.230
[5] M. Rahmi Telkenaroğlu, “Osmanlı Medreselerinde İlim Geleneği ve Edirne Medreseleri”, Medrese ve İlahiyat Kavşağında İslâmî İlimler (Uluslararası Sempozyum), 29 Haziran-1 Temmuz 2012, Bingöl Üniversitesi Yayınları, 2013, c.2, s.530; Edirne'de medrese ve paşanın kabri bilgisi Joseph von Hammer, Büyük Osmanlı Tarihi, Üçdal Neşriyat, İstanbul, c.18, s. 420'de geçmekte olup, paşanın ismi de yanlış olarak "Çakırcıbaşı İbrahim Ağa" şeklinde geçmektedir.
[6] Haskan, a.g.e., s.138
[7] Haşim Karpuz, “Mevlânâ Külliyesi”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c.29, s.451
[8] Haskan, a.g.e., s.138
[9] Süreyyâ, a.g.e., s.131
[10] Abdülkadir Özcan, “Çakırcıbaşı”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c.8, s.189
[11] Peçevî İbrahim Efendi, Peçevî Tarihi, (Haz: Prof. Dr. Bekir Sıtkı Baysal), Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara, c.1, s.284
[12] Joseph von Hammer, a.g.e., c.6, s.100; Haskan, a.g.e., s.138; Peçevî İbrahim Efendi, a.g.e., s.287
[13] Prof. Dr. Suphi Saatçi, “Sinan Söylenceleri”, Mimar Sinan’ın İstanbul’u, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu, İstanbul, 2016, s.473
[14] Canan Baştemur, “Mimar Sinan Rotasının Doğal ve Kültürel Peyzaj İzleri”, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara
[15] Evliyâ Çelevi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, (Haz: Prof. Dr. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Dr. Yücel Dağlı), Ankara, c.1, s.76
[16] Hüseyin Ayvansarayî, a.g.e., c.2, s.230
[17] Haskan, a.g.e., s.139
[18] A.g.e., aynı yer.
[19] Hüseyin Ayvansarayî, a.g.e., c.2, s.230
[20] Haskan, a.g.e., s.139
[21] Evliyâ Çelebi, a.g.e., s.230
[22] Haskan, a.g.e., s.136
[23] A.g.e., s.139
[24] A.g.e., s.136
[25] A.g.e., aynı yer.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir