İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazıların kategorisi: “Anekdot”

İhtirasen bazı mühim meseleler.

ŞARKİYATÇILIĞIN SEBEPLERİ

Batılıların Doğu medeniyetlerini özellikle İslam'ı ve İslam medeniyetini araştırmaya başlamaları çok eskilere dayanıyor. Şarkiyatçılığın bir çok sebepleri vardır. Bunları, Prof. Dr. Mustafa Es-Sıbai "Müsteşrikler ve Hedefleri" kitabında şöyle sıralıyor...

ASR-I SAÂDETİN İZİNDE

İslâm’ı, sâir Dünya görüşlerinden üstün kılan hususlardan birinin de O’nun her iyi, doğru ve güzel için bir vâhid-i kıyâsîye mâlik bulunmasıdır. Bu vâhid-i kıyâsîleri en başta Peygamber -aleyhissalâtu vesselâm-’ın davranışları sonra da ashâb-ı kiram ile İslâm büyüklerinin hareketleri teşkil eder.

TÜRKÜN MAYASI

Türklerin ferdi ve içtimai hayatlarında hiçbir düşünce ve davranış kalıbı yoktur ki müessir olarak arkasında bir ayet, bir hadis ya da “kelam-ı kibar” denilen veli, alim sözü bulunmasın.

BUNCA ZAHMET NEDENDİR?

Bu taraflara gelişten maksat yalnız kale fethetmek ve servet kazanmak değildir; buraları müslümanlara vatan yapmak; aynı zamanda Allah’ın rızasını ve cihat sevabını kazanmak içindir. Bundan ötürü çektiğimiz sıkıntılardan daha çoğunu da çekmek yine azdır...

FETHE DOĞRU BİZANS

Onlara göre bu bir kötülüğün olacağına delâlet ediyordu. Bundan başka aynı alay birdenbire müthiş bir yağmur ve doluya tutuldu. Her tarafı sular bastı; yürüme imkânı kalmadığı gibi yerinde durmak dahi zorlaştı.

RUHUN SERENCÂMI

Ruh, ezelde kendisinden kopup geldiği, mutlak varlığa müştaktır. Fizik kanunlarına benzer bir tahassürle, beden kafesini kırıp geldiği ve müştak olduğu yere dönmek ister. Bunu sağlayıncaya kadar, bir nevî hapis hayatı ve onun getirdiği sıkıntılar içinde yaşar.

MÜNEVVERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Müellifin kaleminden çıkan eserlerin her biri bir başka ilhâmın mahsûlü, bir başka tesâdüfün netîcesi midir? Bu takdirde onları ancak tek tek ele alıp, ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Yoksa bunun aksine, sanatkâr bütün eserlerini aynı ilhâm kaynağından beslenerek ve hep aynı şuur içinde mi vücûda getirmiştir?

TÜRK TARİHİNE BAKMAK

Türk tarihini aydınlatırken modern tarihçi mağlubun anlatımından olayı öğrenmek durumunda kalmaktadır. Bu da tabii olarak hakikati ortaya çıkarmak meselesinde tenkit ve kaynak tahlili meselesine daha fazla dikkat etmeyi ve olay-olgu meselesine dengeli bakmayı gerekli kılmaktadır.

GAZÂ MI, EMPERYALİZM Mİ?

Bu hareket karşısında Osmanlılar, hem nefis müdafaası yapmak, hem de yeni hedeflere ulaşmak için taarruza geçmişlerdir. Şayet Osmanlılar bir yerde dursalardı Haçlılar durmayacaklardı. Bu bakımdan Osmanlılar taarruza mecburlardı.

İSLÂM ve DÜNYA TARİHİ İÇİNDE OSMANLI

Türkler İslâm dünyasına İslâm devletinin yıkılmaya ve çözülmeye yüz tuttuğu çağda girmişler ve onu gerek iç tefrika, gerek dış tehdide karşı korumuşlar, az zamanda İslâm devletlerinin (Emeviler, Abbasiler) uzun zamandır mücadelesini verdikleri, bir ideali başarıya ulaştırarak Anadolu’yu fethetmiş ve yeni bir vatan kurmuşlardır.