İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazıların kategorisi: “Edebiyat”

BİR GELİN KİRAZ YIKARKEN

Gün olur biz de göçeriz. Bizim ardımızdan da ağlayanlar bulunur. Ne gün sayarım artık, ne otobüs saatlerini düşünürüm. Ötelere usulcacık yürürüm. Adı Gürbüz’dü, yazı yazardı diyenler çıkar. Hem ekeriz kendimizi hem kendimiz biçeriz, ötesi yok. Gün olur biz de göçeriz. Ama öyle baş köşede değil. Ben, helva yiyen bir yetime bakarken ölmeliyim. Veya bir fidan dikilirken. Vakit akşam olmalı ya da az evvel önüm sıra sevdiklerim geçmeli. Sonra seni sevdim diyemediklerim… Bir gelin, kiraz yıkarken ölmeliyim.

MUAMMÂ

Fıtrî olan tecessüs, Önünde âfâk, enfüs, Ve içinde gerçekler, Nasıl bilinecekler?!. Gölge mi hep kâinât?!. Buna rağmen de inad, Ve iddia meşheri!.. Gâh ileri, gâh geri… Bütün mağrur kafalar, Dehlizde yarasalar!..

İŞTE BÖYLE

İstanbul Üniversitesi, Edebiyat bölümünün kıymetli hocalarından Cemal Aksu hocamız hakiki hayatlarına irtihal etmişler. Gönlünü, düşüncelerini az da olsa anlayabileceğimiz bir şiiri “İşte Böyle”. Hocamızın ruhu için bir Fatiha-ı Şerife’yi çok görmeyelim…

FETRET

Bir Rafet Elçi şiiri... Huzur ve şüphe, uzayan gölgeler işte putların sükûtu, harplerin putu, paganların işi, dogmaların direnişi, her yerde fetret...

HİKÂYE-İ HAL III

Deniz gibi kabaran âlemim sükûn buldu… Tekmil enfüs ve âfâk bir noktada cem oldu!.. Hapsolmaktan kurtuldum, beden denilen leşe… Yanmak münhasır değil bildiğimiz ateşe!.. Aşkla cem oluverir ruhta sefâ ve ezâ, Ve böylece açılır, insana sonsuz fezâ!.. Demek ki “tek yol aşkmış” aşkta yanıp kül olmak… Sâdece ve sâdece Yaradan’a kul olmak…

ŞİİR

"(Ey sevgili,) senin yüzün bayram hilali, saçların ise İsra gecesidir… Edalı bakışın Hz. Musa’nın mucizevî eli; lâl dudakların ise Hz. İsa’nın (hayat veren) kutlu nefesidir." Avnî’nin Hz. Muhammed -sallallâhu aleyhi ve sellem- övgüsünde kaleme aldığı anlaşılan bu ilk gazelinde, O’nun yüzü -sallallâhu aleyhi ve sellem- yüzünün parlaklığı ve Hz. Muhammed’in -sallallâhu aleyhi ve sellem- getirdiği dinin insanlık için bayram misali kutlu ve mesut bir dönemin başlangıcı sayılması gibi sebeplerle hilale benzetilmiştir.

EDEBİYATA MERSİYE

Türk edebiyatı büyük ve acı bir “inhitat” devresi yaşıyor. Açıkçası Türk edebiyatı ölüm döşeğine uzanmış son nefesini vermek üzeredir. Biliyorum, benim bu fikrime itiraz edenler çok olacak. O inhitatı edebiyatın bir şekli olarak kabul edenler vardır. Fakat edebiyat bir memleket için, esaslı bir ilim ve fikir kaynağıdır. Edebiyatsız memleket, günden güne boşalır. Yani, bizim gibi olur.

GÂYEMİZ MÜSLÜMAN

Gün olur: belki de, bu fânî âlemde: HAkk'ın münzehim, bâtılın muzaffer, hırsın gâlib, kanâatin mağlub, âlimin nasipsiz, edibin müptezel, hak sâhibi ve mazlumların zelîl, haksız ve zâlimlerin azîz olduğunu görürsün…
SEN PEYGAMBERE TÂBÎ’ OL !..
SAKIN YE’SE KAPILMA !..

CEBECİ CÂMİİ

Bir âlem düşünürüm ezan sesinde
Bir âlem: Ötenin çok ötesinde.
Kimseler görmese gidip diz çöksem;
Ağlasam caminin bir köşesinde…
Cebeci Câmii’nde Kur’an okunur
Ve büyür içimizde bir bilinmez yerimiz.