İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazıların kategorisi: “Maârif”

MAARİF VE NESİLLER

Memleketin şu müşkül şartları içinde yaşarken, zihnim hep gerilere, çocukluğuma giderek, seferberlik yıllarını âdetâ yeniden yaşayıp, bugünkü hâlimize şükrediyorum. Başımızın üstünde bir çatı ve etrafımızda dört duvar var. Balkan ve Birinci Cihan Harbleri’nin, aç, çıplak, hasta, yaralı muhâcir kafilelerini düşündükçe, bugüne şükretmemek imkânsız.

OSMANLI AİLESİ

Bugünün münevver anası, evlâdını, değil vatan uğruna ölmeye, doğduğu topraklarda yaşamaya, gücünü kuvvetini memleketine tahsis ettirmeğe bile muvaffak olamamakta veya olmak istememektedir. Halbuki bu vatanı geliştirme, ileri memleketler seviyesine yükseltmek uğruna katlanılacak her fedâkârlığın bir mukaddes cihâd olduğunu, her ananın bilmesi ve evlâdına bildirmesi bir millî borç değil de ya nedir?

YÖK, MEKTEPLER VE İLME DAİR

Koca Yûnus’un sözlerinin çoğu hikmettir ve birçok sözü de “ayn-ı keramet”tir. Buyuruyor ki: “ilim ilim bilmektir/ilim kendin bilmektir/sen kendüyü bilmezsin/bu nice okumaktır” Sokrat dahi, “önce kendini tanı” demiş. İnsanî şuur tahsil-i maarife mecburdur.

EĞİTİM MİLLÎ OLMALIDIR!

Önceden belirlenmiş 10-15 kitabı okuyarak, çok kere derse hiç devam etmeden veya 50 dakika takrir vermek­ten başka bir mesûliyet duymayan hocayı din­leyerek bir imtihanla sınıf geçen öğrenci, hayata atıldığında müesseselerimizi düzeltemeyecek, geliştiremeyecek, kuramayacaktır. Çünkü dü­şünmeye, tartışmaya, araştırmaya, incelemeye, tahlile, senteze alıştırılmamış, kendi mevcut ka­biliyetlerini geliştirmemiş, kendisine millî bir ideal ve ahlâk aşılanmamıştır.