İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazıların kategorisi: “Tefekkür”

YAŞLILAR NEDEN DIŞARIDALAR GENÇLER NASIL OLUP DA İÇERİDELER?

Kitap okuma alışkanlığı olmayan, bir enstrümanı çalamayan, herhangi bir sanat dalına ilgi duymayan, hobisi olmayan, vakit geçirmekten anladığı tek şey kendisi gibi olanlarla sohbet etmek, dedikodu yapmak, mağazaların vitrinlerine, tuhaf bulduğu insanların yüzlerine bakmak, şunu bunu çekiştirmek, bir şeylerden dert yanmak olan insanları evde tutamazsınız. Onlar kahvehanelere doluşurlar...

KADER PERSPEKTİFİNDEN İSLÂM ÂLEMİ’NİN GELECEĞİ

Bir devleti büyük yapan mezkûr üç unsurun üçü de sevk-i kader ile ânbeân geri gelmekteyken buna bir de hâricî şartları ekleyerek düşünürseniz, Türkiye’nin yakın bir gelecekte, Osmanlı’nın en büyük olduğu zamandan daha büyük olacağı gerçeği ortaya çıkar. Bu günümüz şartlarında tek bir bayrak altında gerçekleşmeyebilir. Fakat unutmamak gerektir ki, İslâm Âlemi’nin bugünkü perişanlığının asıl sebebi başsızlıktır.

FİLDİŞİ KULE

Halbuki Peygamberler, seçilmişler ve süzülmüşlerden, “havâs”dan hiçbir ferdin ulaşamıyacağı mucizelerini meydan yerine ve “avam” perdesine dökmüşlerdi. Dâva ise, mutlak eşsiz ve münezzeh Peygamber tecellisinden sadece bir hikmet payı alıp, kendi oluş çapı içinde, en üst ve en alt tabakayı birleştirebilmekte...

BÜYÜK BULUŞLAR VE TELEVİZYON

Bana göre, bu buluş, “yazı” ve “matbaa” kadar, belki, onlardan da daha önemlidir. Çok ağır ve sessiz bir gelişim içinde, birden bire, televizyon bütün dünyamızı istilâ etmek üzeredir. Bu, müthiş buluş, her gün biraz daha gelişerek evimize, yuvamıza, iş yerimize ve hayatımızın bütün noktalarına girmekte, giderek fonksiyonunu geliştirerek devleşmektedir. Hiç şüphesiz, televizyon, kurulmakta olan “yepyeni bir dünyanın öncüsüdür”

YUNAN PROPAGANDASI

İnsanların çoğu derin düşünce ve muhâkemeye meyyal değildirler. Bu alışkanlığı kazanamamış bulunmalarından veyahud da zamanlarının her mesele üzerinde kâfi miktarda durmaya müsâid olmamasından dolayı, ilk nazarda dikkatlerine çarpan her şeyin sathî telkin ve şartlandırmasından kurtulamazlar. Bu yüzdendir ki, propaganda yirminci asrın en tehlikeli silâhı sayılsa -belki de- mübalâğa edilmiş olmaz.

ZAMANIN KIYMETİ

Rivayet ederler ki bir grup insan seleften birinin yanına gelir ve ona “Acaba sizi rahatsız ediyor muyuz?” derler. O da onlara şöyle der: “Elbette, okuyordum, sizin için okumayı bıraktım!” Zâhidlerden biri bir gün Servî es-Sekatî hazretlerine gelir yanında bir grup insanın oturduğunu görünce “Tembellerin sığınağı mı oldun?” der ve oturmadan çeker gider.

RÜZGÂR GÜLLERİ

Türkiyemizin, asırlardan beri tevâli eden maddî ve mânevî kayıplarının başında, -bilhassa seçkinlerinin- mâruz kaldığı dehşeti bir şahsiyet ve karakter zaafı gelir. Hakikaten bu yönden, inandığı ideal kıymet hükümlerinin mer’iyyet ve galebesi için, canını seve seve vermekten içtinâb etmiyen “devletlû”lardan günümüzün büyük ünvan ve iddialı nice küçük adamlarına kadar, her merhalede biraz daha gerilediğimiz meydandadır.

40 HADÎS -Zevken İdrâk-

Hadîsin birinci kısmından anlaşılıyor ki, dilinden ve elinden emin olunan Müslüman, kendi ülkesinde de olsa muhâcirdir; zîra Allah Celle Celâlühû’nun yasaklarından berîdir. Yâni, berî olmalıdır ki, muhâcirlik makamını henüz fiilî mânâda yaşamadan önce muhâcirlik sevabına nâil olsun.

İKİNCİ FETRET DEVRİ BİTERKEN!

Gerçekten iç tehlikeler, dış tehlikelerden çok daha ehem­miyetlidir. Zira dış tehlikeler müşahhas olduğundan millet efradı bunları kavramakta ve gerekeni yapmaya yönelmekte zaafa düşmez. Hatta böyle tehlikeler millî birlik ve beraberliği takviye bile eder. İç tehlikeler ise umûmiyetle mücerreddirler.

ÇÂRE İSLÂMDIR!..

20. asır biterken, görünen odur ki, bütün insanlık âlemi sulh ve selâmet nâmına huzurlu bir hayat vasatı tesis edemememin ızdırabı içinde kıvranmakta, bu ızdırap ile bütün sistemlere, şüphe ile bakmakta ve yeni bir görüşün henüz neşvünemâ halindeki arayışlarına sahne olmaktadır.