İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

DİNLENMEYE ZAMANIMIZ YOK!

   Sefer Turan: Gençlere, üniversitede okuyanlara, bilim çalışanlara neler söylemek istersiniz?

   Fuat Sezgin:

   Bundan 20-25 sene evvel Kuveyt Üniversitesi’nde bir konferans vermiştim. O zaman kitabımın 6. cildi çıkmıştı. Bir genç kalktı bana dedi ki:

   “Siz bu zor kitabı yazıyorsunuz, bize neler tavsiye ediyorsunuz?”

   Ben de ona Arapça dedim ki:

   “Gerçek bir züht. Yani dünyanın nimetlerinden feragat edebilmek! Ben belki daha iyi şartlarda yaşayabilirdim, ama otuz yıldan beri evden çıkarken çantama sadece küçük bir ekmek parçası koyarak gidiyorum enstitüme. Enstitüye geldiğimde dolabımdan ufak bir peynir parçası veya yağsız reçel çıkarır, onunla öğle yemeğini hallederim. Yani on dakikayı geçmiyor benim öğle yemeğim. İkincisi ise ‘sabrun cemil…’ ‘Tatlı sabır…’ ”

   Bunu hatırlarım daima. Ondan birkaç sene sonra Riyad’a gittim. Televizyoncular geldi, benimle konuşurken “Bize ne tavsiye edersiniz” diye sordular. Onlara Arapça dedim ki:

   “Allah korkusu’nu, Allah’ın bütün hareketlerimizi kontrol altında tuttuğunu bilme şuurunu tavsiye ederim.” dedim. Bir de:

Büyük bir ilim adamı merhum Fuat Sezgin hoca

   “Masa başında oturmanızı ve okumanızı tavsiye ediyorum. Ancak masa başında otururken de aklınız Oxford Caddesi’nde, Champs-Elyées veyahut da Kahire’nin Süleyman Paşa Caddesi’nde dolaşmakta olmasın! Aklınızla, bedeninizle masanın başında oturup okumanızı tavsiye ediyorum.” dedim.

   Müslümanlar bugün hayatlarını uçaklarda, trenlerde, otomobillerde gezmekle geçiriyorlar. Oysa onların, düşünmeleri ve düşünüp fikirlerini geliştirmeleri gerekir. Biraz feragat etmesini bilmek lazım, buna ek olarak bir şey daha söyleyeyim… Ben bu kitapları yazarken bazen yorulduğum oluyor masa başında. Ara sıra biraz dinlenmek istiyorum. Sonra hemen aklıma şu geliyor… Vakit geçiyor vakit! Zaman geçiyor! Kendine nasıl zaman tanıyabilirsin! diye kendime kızarım. Sonra hemen dinlenmeyi bırakır, kendimi yazmaya zorlarım. Yani okuyan, yazan, düşünen bir millet olmalıyız. Bu işler de asla olmaz. Bizim Türklerde dile karşı bir korku var, bu korkuyu yıkmak lazım. O da tabii dilbilgisi bilmemekten kaynaklanıyor. Çünkü bugün milyonlarca insan yazıyor, okuyor; onların ulaştıkları neticeleri ancak dil bilgisiyle kavrayabiliriz. Ben dilleri, yazılanları okumak için öğreniyorum. Bir dili, o dille yazılan kitabı okuyabilecek seviyeye getirdiğim zaman onu öğrenmeyi bırakıyorum. Yani ben linguist değilim. Ben, dilleri sadece bir vasıta olarak kabul ediyorum. Türklere sesleniyorum:

   “Dil korkusundan kendilerini kurtarsınlar ve hemen gramere sarılsınlar!”1

Fuat Sezgin ve arka planda en büyük eseri Geschıchtedes Arabıschen Schrıfttums -GAS-

Hazırlayan Sefer Turan, Fuat Sezgin Bilim Tarihi Sohbetleri, İstanbul: Pınar Yayınları, 2019, s. 103-105
[1] Kitabın bütününden anladığımız hocanın gramerle kastettiği Osmanlı Türkçesi grameri/ sarf-ı Türkîdir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir