İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

EKMEK YERİNE SİLAH

Kapitalist Alemin İnsafı: EKMEK YERİNE SİLAH

Enternasyonal (beynelminel) yahudi plân ve programının mâhiyetine nüfuz etmedikçe Dünya’da olup bitenleri lâyıkıyla anlamak mümkün değildir. Zirâ bütün siyasî ve iktisadî işlerin arka plânında bir siyonist müessir veya müessirler kategorisi mevcuddur. Âlemi avuçlarına alarak görün­meyen ve müthiş bir hâkimiyyet tesis etmiş bulunan bu top­luluk, kendisini mâhirâne bir sûrette kamufle ederek nice za­mandan beri milletlerin hayat ve istikbaliyle oynamaktadır. Bunu anlamak için Dünya’da olup bitenlerin muharref tevratta çizilmiş gâyelere mutabakatını kavramak üzere bu kitabın şöylece bir karıştırılması kâfidir.

   Parçalanıp bütün Dünya’ya yayıldıktan sonra asırlarca sürünen, hor ve hakir görülen Yahudi, içinde yaşadığı mil­letlere müthiş bir sûrette kinlenmiş ve uzun çalışmalar so­nunda Dünya’yı istismar etmenin kâbına varılmaz tuzaklarını kurmuştur. Bunu ilim sanılan filozofik safsataların sinsi pro­pagandası ve altının mâhirâne bir sûrette kullanılmasıyla gerçekleştirmiş ve bugün kolay kolay baş edilemeyecek bir güç haline gelmiştir.

   Gerçekten insanlığı alçaltan bütün sistemlerin fikir babaları Yahudilerdir. Karl Marx ve Freud bu plânın iki korkunç zir­vesidir.

   Batı milletleri “sanayi inkılâbı”nı gerçekleştirirken din ve mâneviyatı onunla birlikte yürütememişlerse, bu Yahudi asıllı filozofların yaydığı bir takım bâtıl düşüncelerden dolayıdır. Durkheim dinin bütün mezafizik hâkîkatlerini çürütürken, Freud âile mahremiyeti ve hayâ duygularını yok etmiştir. Böylece meydan kapitalizme kalmış, onu frenleyip, maddî icap ve ihtiyaçlarla ruhî muvâzene ve mâneviyat arasında ideal bir denge kurulması Yahudiler’ce önlenmiş ve böylece Museviliği neshetmek (hükümsüz kılmak) üzere gelmiş olan Hristiyanlık önce putperestliğe bulaştırılmış, sonra da sırf bir formalite ve göreneğe inkılâp ettirilerek saf dışı bırakılmıştır. Aynı ihânet şebekesinin ebedî “İslâm Nizâmı”na oynadığı oyunsa, cildler teşkil edecek derecede geniş, apayrı bir mevzudur.

B: ISS

   Kapitalizmi dehhâmeleştirip baş belâsı haline getiren ken­dileri değilmiş gibi buna karşı bir de sun’î alternatif icat ederek milletleri birbirine kırdırmanın tezgâhını kuran Yahudiler, bu maksadla komünizme revaç vermiş, ve güyâ çatışan iki âlem vücûda getirerek parsayı toplamanın en sinsi ağını kurmuş­lardır.

   Bu tezgâhın belli başlı mevzularından biri de “silâh ticâ­rete”dir. Silâh ticâretinin bütün Dünya’daki husûsî sektör payını yüzde doksan dokuz nisbetinde elinde tutan Yahudi, bu ticâreti kârlı kılmak için siyâsî ihtilâflar çıkarmak üzere dip­lomasiye Cihan çapında hâkim olmayı beceregelmiştir.

   Silâh fabrikalarını çalıştırmak üzere Vietnam’dan Güney Afrika’ya kadar bir çok ülkede siyâsî ve etnik ihtilâfları körükleyen Yahudi, bir yerde pazarının bozulması halinde yeni bir pazar ihdas etmekte gecikmemiştir. Son İran-Irak harbi bu pazarlardan biri ve en kârlısıydı. Orada petrol kuyularına ve petrol taşıyan tankerlere taarruz etmemek üzere gerçekleşti­rilmiş olan siyâsî ve fiilî ayarlama, çeşitli sebeplerle bo­zulunca, harbe nihâyet vermek üzere bir tarafa dengesiz silâh satılmış ve bu iş için de Irak seçilmiştir. Çünkü İran galip gelse, harbin bir daha başlatılma şansı azalırdı. Sekiz mil­yonluk Irak’tan -nihâyet dengesiz bir silâh satışı sâyesinde- sulh istemek mevkiinde bırakılmış kırk milyonluk İran’ın, tabii olarak izzet-i nefs kırıklığı içine düşeceği ve hâzinesinde bir miktar petrol parası biriktikten sonra sönen harb ateşine ye­niden körük sallaması tabii görülmüştür.

B: A.R.C

   Lâkin, bu düzenleme uzun sürerse Yahudi silâh imalatçıları her gün biraz daha kabaran stoklarını nasıl tüketebilecekler? Bugün sağdaki soldaki ufak tefek mukaateleler (boğazlaş­malar) O’nun silâh ticaretini arzu ettiği seviyeye yükseltemez. Bu sebeple câhil ve geri kalmış olması dolayısıyle Dünya’da olup bitenleri kavramakta acze düşen Afrika -üstelik sağında solunda çıkarılan petrol sebebiyle- iştah kabartıcı bir pazardır. Bunun için komünizm ihtilâf kızıştırıcı bir unsur ola­rak Afrika’ya sokulmakta ve âlem-i medeniyete henüz gözle­rini açmakta bulunan tecrübesiz insanları avlayarak oralarda yeni silâh sarf mahalleri icâd edilmektedir. Bunun için de maddî kazançtan başka bir şey düşünmeyen bazı batılı aracılar kullanılmaktadır.

   İkide bir Afrika’daki açlığa karşı kiliselerce tertiplenen göstermelik yardım kampanyalarının ardındaki korkunç gerçek budur. Arada bir, oyunun kâidelerine riâyet edemeyen ve sır tutmakta zaaf gösteren Adnan Kaşıkçı gibi aracıları ce­zalandırmak ve tasfiye etmek de Yahudi menfaatinin icabı olarak tezâhür etmektedir.

   Kısacası maddî menfaatten başka bir şeyi gözü görmeyen ve kaybettiği iman sebebiyle merhametsiz istismara teşne olan batılı silâh tüccarları, aç Afrika’ya -ve lüzum gördükleri her yere- “EKMEK YERİNE SİLÂH” takdim etmekte ve bu durum karşısında insanlığın mâşerî vicdanında hiç bir isyan hissi doğmamaktadır! Zirâ Yahudi bütün yaptıkları gibi bu si­lâh ticâreti fâciasını da masonların yüzüne taktığı mütebessim maske ile hümanist bir aldatmacaya çevirebilmektedir. Bakalım bu zulüm ve hıyânet daha ne kadar devam eder.

“Zâlimlere bir gün dedirir kudret-i Mevlâ
Tallahî lekad âserekellahu aleynâ..”1


Kadir Mısıroğlu, Âşıklar Ölmez!.., Sebil Yayınevi, İstanbul, 1994, s.25-28
[1] Ziya Paşa tarafından yazılmış olan bu beytin ikinci mısraı Yusuf aleyhisselâma zulmetmiş olan kardeşlerinin bilâhere itizar babında söyledikleri bir cümle olup Yusuf Sûresi’nin 91. âyetini teşkil etmiş bulunmaktadır ki, meâlli şudur: “Vallahi Cenab-ı Hak gerek iyilik ve şefkat, gerekse sağlam iman ve sabır cihetinden seni bizlere üstün kılmıştır!...”

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir