İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

FETRET

I

Huzur ve şüphe,
uzayan gölgeler işte
putların sükûtu,
harplerin putu,
paganların işi,
dogmaların direnişi,
her yerde fetret,
adım adım cinnet,
Lanet sana ey yumak!
Okuyup yine okumak
lanetli kitapları hep
ısınan sinirler sebep
midemin bulantısı
ve bir kan pıhtısı
beynimde toplanmış
varlık yalnız kanmış;
bir kan pıhtısı yalnız
bütün varlığımız
Peki, sebep bu ıstıraba?
şu sevimsiz seraba
kimin haliyse neden
bu gece bitmeden
uyansın artık!

II

Donuklaşan bakışlar
can çekişen ışıklar,
karanlığın kuşatması,
bir yıldırım çarpması
parçalanmış cesetler
karışan istikametler
sessiz harflerin gecesi
sayıların bilmecesi…
Hem bildiğimiz ne var?
Öyle korkunç acılar
kimse bir çare bulmaz
düşmanlara sorulmaz,
öyle büyük sorular
Geriye kalan ne var?
Yapayalnız düşünmek
Düşünen çocuk demek
kırar oyuncaklarını
Bilse bulacaklarını
kalbine sokar hançeri
görmek için canına
can veren cevheri

III

Simsiyah kanatlar,
alev rengi atlar,
ölümü içen gözler,
“Öl artık!” diyen her
yer karanlık ve yaslı.
Kaskatı ve paslı,
esmer ellerim ile
dua etsem bile
sesimi kim duyacak;
karanlık ve uzak
yıldızlar mı?
Haşa bir şey var
aramızda duvar
alev almış idrak
hiç durmayacak
örüyor kafesini,
bilmiyor nefsini
Beni öldürüyor,
içimi dert bürüyor

IV

Fakat niye varım?
Kendime duvarım
Belki de intihar
Sus hayır zinhar!
Bu hafif işkence
böyle bir gence
Çok gelmiş olamaz
Başını kaldır biraz
ve çatlayana dek
De ki “Direnecek”
canımı takıp dişime
ve düşüne düşüne
Öleceğim.


Rafet Elçi, Yolcu, İstanbul: Litera Yayıncılık, 2015, s.60-63

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir