İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

HÂLLER VE ÂDETLERİN DEĞİŞMESİ

Hâller ve âdetlerin değişmesinin genel sebebi, her kavmin âdetlerinin hükümdarlarının ve devletin âdet ve kaidelerine tâbi olmasıdır. Bu pek yayılmış ve belli bir şeydir. Nitekim bu söz çok meşhurdur: “En-nâsu alâ dîni mülûkühüm” (Halk hükümdarın dinindedir) denilmektedir. Devlet adamları ve hükümdar, devletin başına geçerek yönetimi ellerine aldıktan sonra, onlar kendilerinden önce gelenlerin geleneklerine başvururlar, onların âdetlerinden birçoğunu alırlar. Bununla beraber kendi zamanlarının âdetlerini göz ardı etmezler. Bu yolda devletin âdet ve kaidelerinde kendilerinden önce hüküm sürenlerin âdetlerine nispetle bir takım başkalıklar meydana gelir. Bu devletten sonra başka bir devlet kurulduğunda bu devlet dahi kendi âdet ve kaideleriyle kendisinden önce hüküm sürmüş olan devletin örf, âdet ve kaidelerini karıştırır. Böylece bu devletin örf, âdet ve kaidelerinde de kendisinden önceki devletin örf ve âdetine göre bir takım başkalıklar meydana gelir ve bu suretle ilk önce kurulan devletin örf âdetlerine göre daha çok değişmiş olur.

   Devletler, biri arkasından diğeri kurulmaya devam ettikçe, başkalık ve değişiklik artar, nihayet örf ve âdetler büsbütün değişir. Milletler ve boylar birbiri arkasından devletler kurdukça ve hükümdarlar gelip geçtikçe, örf âdet ve hâllerde değişiklikler meydana gelmekte devam eder. Kıyaslamalar ve birbirlerine hikâye edişler insanlar için belli bir tabiattır. Yanılarak ve unutarak rivayet etmek insanı yanıltır. Dinleyen kimseler geçip giden milletlere dair birçok haberler işitirler, değişiklikleri düşünmeden, ilk anda bilindiği gibi anlar ve bu haberleri gördükleriyle mukayese eder, fakat aradaki değişiklik büyük olduğu için büyük bir hataya katlanmış olur.


İbn Haldun, Mukaddime, Terc. Dr. Arslan Tekin, İlgi Kültür Sanat Yayıncılık, 2015, s.97

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir