İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

MADE IN BATI

"Bu, dünya çapındaki belgesel insanlık araştırmasında; insanoğlunun insanoğluna reva gördüğü muamelenin, uyguladığı vahşetin akıl almaz çapını, çeşitlerini ve adresini bulacaksınız." 

Tarih ve Düşünce mecmuasının 2004 yılı, haziran sayısında kapak dosyası olarak hazırlanan "Bir insanlık araştırması! Terör, İşkence, Soykırım: MADEN IN BATI" çalışmasını 8 bölümde www.zaviyesohbetleri.com hususî web sitemizde yayınlayacağız inşâAllah. Yukarıdaki, "bold" satırlar makalenin girişindeki küçük manşettir.

Bilim adamlarının soykırımın tarifi ve tasnifi konusunda üzerinde ihtilafa düştükleri noktalar olmasına rağmen üzerinde birleştikleri en önemli husus, 19. ve 20. yüzyılın; insanlık tarihinin bu açıdan en kanlı dönemini teşkil ettiği bu dehşetin sistemli olarak ve yaygın bir şekilde uygulandığı yüzyıllar olduğudur.1 Siyasal bilimci ve demograf Rudolph J. Rummel, 19. ve 20. yüzyılda gerçekleşen soykırımlarda, mevcut iktidarlar tarafından çeşitli teknikler kullanılarak öldürülen insan sayısının 170 milyon olduğunu belirtir ve soykırım tarifinin daha da geniş tutulup, buna insanın insana karşı gerçekleştirdiği her türlü öldürme olayı dahil edilirse bu rakamın 300 milyona yakın olduğunun tespitini yapar.2 Rummel kendi bulduğu belge ve bilgilere göre, soykırım (genocide) İspanyol engizisyonu döneminde de yaygın olarak uygulandığını ve 1480-1758 yılları arasında 124 milyon insanın, İspanyol monarşisi tarafından engizisyon mahkemeleri kovuşturmaları sonucunda katledildiğini ifade eder.3

Grubu hedef alır…

   Soykırım (jenosid/genocide) kavramının kökleri Yunanca’daki genos (ırk, aşiret, klan…) ve Latincedeki cide (kırım, öldürme, yok etme…) kelimelerinin birleşmesinden oluşmaktadır.4 Soykırım, BM 1948 Sözleşmesinde de belirtildiği gibi: İnsanların dinî, ırkî ve etnik farklılıklarından dolayı sistemli olarak yok edilmesi anlamına gelmektedir.5 İkinci Dünya Savaşı galipleri arasında varılan uzlaşmayla hazırlanan ve kabul edilen BM 1948 Soykırım Sözleşmesi, 1950’lerden bu tarafa yoğun bir şekilde ilmî tenkitlere de uğramaktadır. Kavram, bilimsel çerçevede tam olarak netleştirilmediği için ve uzmanlar arasındaki farklı düşüncelerden dolayı bir türlü son şeklini alamamaktadır.

   Uluslararası arenadaki ilk defa soykırım (genocide/jenosid) kavramının tarifini yapan, gündeme gelmesi ve kullanılmasına ön ayak olan, BM Soykırım Sözleşmesinin hazırlanması ve sonuçlanması evrelerine birinci dereceden katkı yapan kişi Polonyalı hukukçu Raphael Lemkin’dir. O soykırımı ilk olarak 1933’de; Dinî, millî ve ırkî grubun yok edilmesi6 şeklinde tarif ediyordu.

   Lemkin: ‘Soykırım, direkt olarak kişileri hedef almaz, kişinin dahil olduğu grubu hedef alır, kişi de bu gruba dahil olduğu için saldırıya uğrar’ diyordu.7

Kategoriler

   Polonyalı hukukçunun yoğun çalışmaları sonucu dikkat çeken soykırım kavramı, İkinci Dünya Savaşı’nda yaşanan toplu katliamlardan dolayı, uluslararası bir uzlaşma çerçevesinde 1946 yılında oluşturulan Soykırım Sözleşmesi Taslağından biraz farklı bir biçimde, zamanın uluslararası dengelerine uygun olarak 1948 yılında BM tarafından kabul edildi.

   Soykırımla ilgili mevcut ve tespit ettiğimiz kategorileri şu şekilde sıralayarabiliriz:

Fizikî soykırım
Etnik soykırım
Kültürel soykırım
Biyolojik soykırım
Ekonomik soykırım
Ekolojik soykırım
Soykırımcı tehcir
Soykırımcı asimilasyon
Etnik temizlik
Ahlâk soykırımı
Ulus Devlet soykırımı

I. KÖLE TİCARETİ VAHŞETİ

   Konuyu tarihî gelişmelere göre ele alırsak, sömürgeciler, ülkelerinin içine düştüğü ekonomik ve siyasî krizlerden çıkabilmesi için 1650’lerden itibaren, Amerika kıtasında Kuzey Amerika, Brezilya, Meksika, Peru, Ekvator ve Karayipler’de sahipleri Hollandalı, Danimarkalı, İngiliz, İspanyol ve Portekizlilerden oluşan yeni sömürgeler oluşturdular.

Afrika’dan Amerika’ya götürülerek köle edilen siyah insanlar.

   Bunun sonucu 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar olan dönemde, sömürgeci ekonomik kalkınmanın bilinen temel öğelerinden olan iş gücü ihtiyacı, Afrika’dan zorla getirilen zenci köleler vasıtasıyla (ekonomik faydacılık amaçlı tehcir) karşılandı.8  Avrupalılar köle iş gücünü; işgal ettikleri yeni sömürgelerindeki tarım alanlarında ve madenlerde, kendilerine alternatif, tek taraflı bağımlılığı olan, hukuki engeli bulunmayan, devamlı, kolay, ucuz, zorunlu ve kârlı bir işgücü olarak gördüler. Bu yüzden köle ticaretinin sistemli olarak başladığı 17. yüzyıl başlarında, İngilizler, 150.000 Afrikalı insanı, gemilerle Amerika’ya ve Karayipler’e köle olarak getirdiler. İngiliz sömürgelerinde kurulan yeni tarım alanlarında çalıştırdılar.9

Kadın daha pahalı

   Afrika’dan getirilen köleler, özellikle, tütün ve şeker ürünlerinin elde edildiği büyük tarım alanlarında, insanî olmayan, çok zor şartlarda ve angarya altında çalıştırıldılar. 1650 yılına gelindiğinde, adalara gelen her dört kişiden üçünü, Afrika’dan getirilen köleler oluşturuyordu.

   Afrika’dan en büyük köle sevkıyatını uapan zamanın ünlü armatör firması ve İngilizler için köle ticaretinin de bir nevi kontrolünü yapan Royal African Company tarafından, 1680’lerde Amerika’ya getirilen her Afrikalı köle, 5 veya 6 İngiliz Sterlini karşılığında satışa çıkarılıyordu.10 Satışlarda, kadın köleler, erkek kölelerden daha pahalıya satılıyorlardı. Çünkü, kadın köleler hem ev işlerinde ve tarlalarda çalışabiliyorlardı, hem de çocuk yapabilme kabiliyetlerinden dolayı sömürgelerde, yeni köle üretimine katmerli katkı yapacakları varsayılıyorlardu.11

BÖLGELER, İSTİKAMETLER, RAKAMLAR

   Konuyla ilgili uluslararası otorite sayılan tarihçi Herbert Klein’e göre, köle ticareti bir endüstri olarak, 1600’lerden 1900’lara kadar o kadar gelişmişti ki, bu yüzden sömürgeciler artık çok büyük tonajda gemiler yapmak zorunda kalmışlardı ve bu anlamda tersanelerde yapılan gemi tonajları da köle ticaretinin hacmine göre değişmişti. Köle ticaretine ve tehcirine ilişkin olarak yapılan araştırmalara göre 1662-1867 yılları arasında Afrika kıtasından Amerika kıtasına; Portekizliler, Hollandalılar, Fransızlar, İspanyollar, Danimarkalılar-Norveçliler ve İngilizler tarafından ekonomik faydacılık hedefiyle tehcir edilen 9.915.059 kölenin, eldeki verilerden Afrika’daki geldikleri bölgelere göre dağılımının şöyle olduğunu görüyoruz:

   Senegambia’dan 599.864, Sierra Leone’den 756.390, Gold Coast’dan 710.451, Benin’den 1.870.620, Biafra’dan 1.658.152, Orta Batı Afrika’dan 3.927.801, Güneydoğu Afrika’dan 391.781 kişi. 1451 yılından 1870 yılına kadar Afrika’dan tehcir edilen 10.672.500 kölenin, köle ticareti araştırmacısı Herbert Klein’e (1999) göre Amerika kıtasına dağılımı ise şöyleydi; İspanyol Amerikası 1.662.400, Brezilya 4.029.800, Küba 600.000, İngiliz West İndies 1.635.700, Fransız West İndies 1.699.700, Hollanda West İndies 437.700, Danimarka West İndies 47.400, İngiliz Kuzey Amerikası 559.800 kişiydi.

   Klein’in verilerine karşılık, konuyla ilgili araştırma yapan diğer tarihçiler ve demograflar ise, Afrika ve Atlantik ötesi arasında yapılan köle ticaretinin esas sayısının 25 milyon kişiyi kapsadığını belirtiyorlar. Araştırmacıların tespitlerine göre, tehcir edilen her 1.000 köleden ortalama 35-45 arasında insanın gemideki ya da sömürgedeki ağır koşullara dayanamamaktan dolayı kısa sürede öldüğü de eski belgelerdeki kayıtlarda görülmektedir.

   Virginia ve Maryland’da çalışan fakir İngiliz göçmen işçiler yerleştirildikleri işyerlerinde, ortalama 10 yıl çalışırken, Afrikalı köleler ise tüm hayatları boyunca çalışmaya mahkumdular.12 Köle ticareti ve kölelerin ucuz iş gücü olarak kullanılması ve üretimi arttırmaları o kadar kârlı bir işti ki; 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar olan zaman içerisinde, özellikle İngiliz, Portekiz; İspanyol, Danimarkalı-Norveçli, Fransız ve Hollandalı köle tacirleri tarafından, Afrika kıtasından 12-13,5 milyon arasında Afrikalı insan, Amerika’ya köle olarak tehcir edildi.13 Afrikalıların, Amerika’daki yeni sömürge alanlarına, Avrupalılar tarafından yapılan bu tehcirler sırasında, Kuzey Amerika’ya tehcir edilen Afrikalı kölelerin %25’i sömürgeciler tarafından dayatılan ağır [hayat] ve iş koşullarına dayanamayarak 18 ay içerisinde öldü. Bunun dışında, İngilizlerin köle filolarındaki berbat şartlara dayanamayan ortalama %6,5 oranındaki köle hayatını yitirdi. Bazı veriler ise, bu rakamların %12,5 ila %50 civarında olduğunu vurgulamaktadır.14

B: E.B.; Köle ticareti…

İNGİLİZ FARKI

   Latin Amerika’daki soykırımlarla ilgili araştırma yapan Hans Koning İspanyolların ve İngilizlerin, Amerika kıtasındaki yerlilere bakış açısını şöyle açıklıyor;

   ‘Daha her şeyin başlangıcında, İspanyollar Amerikalı yerlileri, doğal köle olarak gördüler, yerlileri yakaladıkları zaman gemilere yükleyip istedikleri istikamete istedikleri gibi götürecekleri her hangi bir şey, ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak için ölene kadar çalıştırılacak bir mahluk gibi görüyorlardı’ ama İngilizler bunun tam tersini yapıyorlardı. İngilizler yerlileri hiçbir şeye kullanamayacaklarını düşünüyorlardı ve İngilizler arasında doğallığı onaylanmış bir şekilde kabul edilen kanıya göre de, yerlileri Şeytana tapan insanlar olarak görüyorlardı…

Tam 1,5 milyon köle

   İspanyollar da zamanın güçlü sömürgeci bir devleti olarak, İngilizlerden daha önce, ama, aynı nedenlerle, 1530’larda ekonomik krizden çıkıp yeni ekonomik alanlar edinmek için ihtiyaç duydukları iş gücüne ilk köle ticaretiyle başlayan Avrupalılardandı. Bir imparatorluk olarak, İspanyol Amerikası oluşturma hedefine ilişkin olarak İspanyollar, Afrika’dan Meksika’ya 15., 16. ve 17. yüzyıllarda köle getirmeye başladılar. İspanyollar ilk etapta, 1520 yılında Afrika’dan Meksika’ya 2.000 köle getirdiler. 1550’de ise, 3.000 köleyi Peru’ya sevk ettiler. Daha sonra, köle tehcirini ve iş gücünü, İspanya’nın yeni sömürge alanları olan; Bolivya, Şili ve Ekvator’a yaydılar. 1640’da ise, Peru’nun bugünkü başkenti Lima’ya getirilen köle sayısı 20.000 kişiyi buldu. 18. yüzyıla gelindiğinde, Peru’da zorla iskân ettirilen köle sayısı ise, 6.000 dolaylarındaydı. 1650 yılında ekonomik gelişmeye uygun olarak, yeni iş gücü ihtiyacını karşılamak için, Peru ve Meksika’ya İspanyollar tarafından, Afrika’dan 300.000 civarında çok büyük bir köle tehciri yapıldı.15 Sömürgecilikte hiçbir sınır tanımayan Avrupalı sömürgeciler, Güney Amerika’nın diğer bölgelerine de köle tehcirini yaymaya başladılar. 1575-1591 yılları arasında, sırf Angola’dan Brezilya’ya ve İspanyol Batı Hint bölgesine 52.000 köle, 1617 yılından itibaren ise, her yıl 28.000 köle, Angola ve Kongo’dan aynı bölgelere gemilerle tehcir edildi.16 İspanyol ve Portekiz sömürgecilerinin, Brezilya’daki, özellikle şeker üretimiyle ilgili olarak oluşturdukları yeni tarım alanlarındaki ucuz iş gücüne olan ihtiyaç gittikçe büyümeye başlayınca, bu sefer bir yıl içerisinde (1700’lerin başlarında) 600.000 Afrikalı köle bölgeye tehcir edildi. 1798 yılında, Brezilya’da gerçekleştirilen nüfus sayımında, Brezilya’daki iş gücüne yönelik olarak Afrika’dan yapılan tehcirlerin sonucunda 1.582.000 köle (o zamanki Brezilya’ya Fransızlar ve Hollandalılar da sürekli köle taşıdılar) olduğu tespit edildi.17

Fransızlar Üçüncü

   1600 yıllarında, aynı gerekçeler ve sömürgeci mantıkla hareket eden Fransızlar da, köle ticaretini ve köle iş gücünü geliştirdi. Saint Dominque adasını elinde bulunduran Fransız sömürgecileri, 1660 yılında, Afrika’dan 18.000 köleyi adaya tehcir etti. İngilizler, yeni sömürge alanlarının olduğu Amerika kıtasına, 1700 yılından 1808 yılına kadar 3.1 milyon üzerinde Afrikalı köle taşıyarak birinci sırada yer alırken, bir milyonun üzerinde köle tehcir eden İspanyollar ikinci sırada ve bir milyona yakın Afrikalı köle tehcir eden Fransızlar ise üçüncü sırada yer alıyorlardı.18

Danimarkalıların neyi eksik?

   1700’lü yıllarda Danimarkalı köle tacirleri tarafından, Danimarka gemileriyle, Afrika’dan Amerika’ya tehcir edilen köle sayısı 97.000 kişiydi.19 1680-1688 yılları arasında, Danimarkalı Det Kongelig Afrikans Kompani, çok büyük bir filo olan, 249 köle ticareti gemisini elinde bulunduruyordu. Araştırmalara göre, tehcir süresince, Danimarka gemilerindeki 60.783 köleden ancak, 46.387’si Amerika’ya ayak basabilmişti. Geri kalanlar ise, Amerika’ya varamadan gemideki ağır şartlardan (işkenceden, angaryadan, aç bırakılmaktan, hastalıktan v.s.) dolayı ölmüştü.20

Büyük darbe

   Köle ticareti ve tehcirle ilgili olarak yukarıda anlatıldığı gibi beyaz Avrupalı insanın siyah Afrikalıya yaptığı ırkçılığa dayalı köleciliğin psikolojik, sosyal ve kültürel etkileri günümüze kadar sürdü. Avrupalılar, köle ticareti vasıtasıyla, kendi ekonomilerini geliştirdiler ama, milyonlarca insanı da ülkelerinden ve yaşamlarından zorla [hayat]larından kopartarak Afrika halklarının mevcut kültür, gelenek ve sosyal düzenlerine büyük darbeler vurdular. Avrupalılar, Afrika’dan yaptıkları bu köle tehciriyle birlikte, Afrika’daki bir çok bölgede, topluluklar arasında insan gücü ihtiyacı doğmasına ve ekonomik, siyasî, sosyal, demografik ve kültürel kaosa yol açtılar. Afrikalıların köle ticaretinde bir meta haline getirilmesi; zencilerin, günümüze kadar Avrupalı beyaz adam tarafından, her türlü aşağılayıcı muameleye tabi tutulmasına ve aşağı bir ırk olarak görülmesine sebep oldu.21


Tarih ve Düşünce, S.06/2004, s.12-16; "Bir insanlık araştırması! Terör, İşkence, Soykırım: MADE IN BATI" serlevhalı kapak dosyasından iktibasımız inşâAllah devam edecek.
[1] Bkz. Eric Markusen, Genocide, Total War, and Nuclear Omnicide, in Genocide, (ed.) Israel W. Charny, mansell Publishing, London, 1991, s.299-230; Barbara Harff and Ted Robert Gurr, Toward empirical theory of genocides and policides; identification and measurement of cases since 1945. International Studies Quarterly, 1998, s.359-371; Gil Elliot, Twentieth Century Book of the Dead. New York: Charles Scribner’s Sons, 1972, p.l; lrving Louss Horowitz, Taking Lives: Genocide and State Power. New Brunwick, NJ: Transaction Books 1982, p.2; Pitirim Sorokin, Social and Cultural Dynamics, Vol. 3: Fluctuations of Social Relationships, War, ad Revolution. New York: Bedminister Press. 1962, p.342; Melvin Small and David J. Singer, Resort to Arms: International and Civil Ears, 1816-1980. Beverly Hills, CA: Sage 1982; Randall Collins, Three faces of evil: towards a comparative sociology of evil. Theory and Society 1974, s.I, 415-440; Frank Jar. Marring, 244,00 die in record number of wars in 1987, research says. The Seattle Times, February 2, 1988 s.A8; William James, The moral equivalent of war. In Richard A. Wasserstrom, War and Morality. Belmont, CA: Wardworth, 1970, s.414; Roger Smith, Human destructiveness and politics: the twentieth centruy as an age of genocide. In Isidor Wallimann and Michael M. Dobkowski (eds.), Genocide and the Modern Age: Etiology and Case Studies of Mass Deat. New York: Greenwood press 1987 s.21-39.; Ward Churchill, Genocide: toward a functional definition, Alternatives, 1986 s.11, 403-430; Israel W. Charny (ed.) Genocide: A Critical Bibliographic Review, London: Mansell; New York: Facts on File 1988, s.2-4; Frank Chalk and Kurt Jonassohn, The history and sociology of genocidal killings, In Israel W. Charny, Genocide, (ed.) Israel W. Charnyi Mansell Publishing, London, vol. 1.1998, s.39-58). Kuper, 1981, s.I 1-18; Uriel Tal, On the study of the Holocaust and genocide. Yad Vashem Studies, 1979, 13, s.7-52; Berel Lang, The concept of genocide. Philosophical Forum, 1984 (1985,) 16 (1-2), s.I-18; William Echardt and Gernot Kohler, Structural arid armed violence in the twentieth century: magnitudes and trends. International Interaction, 6(4), 1980, s.347-375.; William A. Dando, The Geography of Famine. New York: John Wiley&Sons, 1980.
[2] Bkz. R. Lemkin, Axis Rule in Occupied Europa, Washington, DC:Carnegie Endowment for International Peace, 1944; in Genocide: an anthropological reader (ed.) Alexander Laban Hinton, Blackwell Publishers 2002, s.28.
[3] Bkz. Soykırım sözleşmesindeki tarifine BM 1948. 11. Rafael Lemkin, Axis Rule in Occupied Europe 1944; R. Lemkin in Hinton: Genocide: an anthropological reader (ed.) Alexander Laban Hinton, Blackwell Publishers 2002, s.36.
[4] R. Lemkin, in Hinton: Genocide: anthropological reader (ed.) Alexander Laban Hinton, Blackwell Publishers 2002, 2002, s.27.
[5] Richard N. Bean, The British Trans. Atlantic Slave Trade, 1650-1775, New York: Arno Press, 1975; Herbert G. Gutman, Slavery and the Numbers Game: A Critique of Time on the Cross, Urbana: University of Illinois Press, 1975; D. Eugene Genovese, The American Slave Systems in World Perspective, in his The World the Slaveholders Made, New York: Vintage Books; D. Eugene Genovese, Roll, Jordan, Roll: The World the Slaves Made, New York: Vintage Books. 
[6] Bkz. David Wattz, The West Indies: Patterns of Development, Culture and Environmental Change since 1492, Cambridge, 1987, s.311-320.; Christian Schnakenbourg, Statistiques pour 1’histoire de l’economie de plantation en Guadeloupe et Martinique (1635-1835), ‘Bulletin de la Societe de la Guadeloupe’, 31, 1977, s.41-44; Moses I. Finley, International Encyclıpedia of the Social Sciences, 1968, 14, s.307-313; Moses I. Finley, A Peculiar Institution? Times Literary Supplement, 2 July 1976, 3877, s.819-821; Robert W. Fogel, and Stanley L. Engerman, Time on the Cross, The Economics of American Negro Slavery, Boston: Little, Brown and Co., 1974; H.J. Nieboer, Slavery as an Industrial System: Ethnological Researches (2nd ed.) The Haug: Martinus Nijhoff, 19105 s.5.
[7] David Eltis, The Rise of African Slavery in the Americas, Europeans and African Slavery in the Americas, 2000, s.66.
[8] I. Kopytoff and S. Mier, (eds.) Slavery in Africa: Historical and Anthropological Perspectives. Madison, Winsconsin, 1977, s.72, 37.
[9] B. Hindess and P. Hirst, Pre-Capitalist Modes of Production, London, 1975, s.109; David Eltis, The Rise of African Slavery in the Americas, Europeans and African Slavery in the Americas, 2000, s.66.
[10] Bkz. David Eltis, The Rise of African Slavery in tfie Americas, The African Impact on the Transatlantic Slave Trade, Table 7-1, Cambridge University Press, 2000 s.166. David Eltis, The Rise of African Slavery in the Americas, The English Plantation Americas in Comparative Perspective, Table 8-3., s.208, David Eltis, The Rise of African Slavery in the Americas, The Age and Sex of Africans in the Transatlantic Slave Trade, Table A-I., 2000, s.287; Herbert S. Klein, The Atlantic Slave Trade, American labor Demand, Cambridge University Press 1999, s.17.; Leif Slavesen, Slaveskipet Fredensborg, Dansk-Norske Slave Handel pa 1700-Tallet, J.P. Cappelens Forlag, Osio, 1996, s.8
[11] Daniel Manix ve Malcolm Cowley, Den Atlantiske Slavehandels Historic, Black Cargoes, Niels Bings Forlag, Denmark, 1966, s.144-145, Leif Slavesen, Slaveskipet Fredensborg, Dansk-Norske Slave-Handel pa 1700 -Tallet., J.P. Cappelens Forlag, Oslo, 1996, s.8.
[12] Herbert S. Klein, The Atlantic Slave Trade, New Approaches To The Americas, Cambridge University Press, 1999, s.22-23, 26.
[13] Daniel Manix ve Malcolm Cowley, Den Atlantiske Slavehandels Historic, Black Cargoes, Niels Bings Farlog, Denmark, 1966, s.42
[14] Daniel Manix ve Malcolm Cowley, Den Atlantiske Slavehandels Historic, Black Cargoes, Niels Bings Farlog, Denmark, 1966, s.61
[15] Herbert S. Klein, The Atlantic Slave Trade, New Approaches To The Americas, Cambridge University Press, 1999, s.31-33.
[16] Leif Slavesen, Siaveskipet Fredensborg, Dansk-Norske Slave Handel pa 1700 -Tallet., J.P. Cappelens Forlag, Osio, 1996, s.8
[17] Daniel Manix ve Malcolm Cowley, Den Atlantiske Slavehandels Historic, Black Cargoes, Niels Bings Farlog, Denmark, 1966, s.42
[18] A Brief Chronology of Slavery, Colonialism and Neo-Colonialism, ARM, http://216.239.51.100/search?q=cache: 2QtYv65dhUwC: the.arc.co.uk/arm/CronOfCol; Herbert S. Klein, The Atlantic Slave Trade, New Approaches To The Americas, Cambridge University Press, 1999, s.126, 136-140, 208-221; Paul E. Lovejoy, Transformations in Slavery, Cambridge University Press, 2000.
[19] Paul E. Lovejoy, Transformations in Slavery, Cambridge University Press, 2000; Herbert S. Klein, The Atlantic Slave Trade, New Approaches To The Americas, Cambridge University Press, 1999, s.126.
[20] A.J. Boesekken, Slaves and Free black at the Cape, 11658-1700, Cape Town, 1977, s. 23; Nigel Worden, Slavery in Dutch South Africa, The creation and growth of a slave society, Cambridge University Press, 1985, s.6-7, s.13-14.
[21] Bkz. UN: Recognition of Responsibility and Reparation for Massive and Flagrant Violations, 2002/5; http://216.239.100/search?q=cache: qvx TB1DBYS8C: www.antiracismnet.org/arn/0...; Charles Patter-son, Animals, Slavery, and the Holocaust, Essays, on mental sanity, Mielenterveys, Finland, 2002, 61-69 World Conference Against Racism, 5 March 2001, Fl/Background Paper; BRC News, Slavery and the Genocide Treaty. 12 April and 5 March 2001; Bob Brown, Afro centric news, Media Statement (WCAR), 5. September 2001; R.J. Rummel, Death by Government, Chapter 2, Definition of Democide, New Brunswick, New Jersey, 1997.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir