İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

MUAMMÂ

Fıtrî olan tecessüs
Önünde âfâk, enfüs
Ve içinde gerçekler,
Nasıl bilinecekler?!.
Gölge mi hep kâinât?!.
Buna rağmen de inad,
Ve iddia meşheri!..
Gâh ileri, gâh geri…
Bütün mağrur kafalar,
Dehlizde yarasalar!..

Bilmek ne, bilmemek ne?!.
Ve bir de neye göre!..
Halk ve emir âlemi,
Önünde bir perde mi,
Sırrı, zaman-mekânın
Her zerre ve her ânın,
İçi sanki bir dehliz!..
İdrâke zayıf bir iz,
Med-cezir ve fırtına,
Aklın saltanatına!..

Onun ne kudreti var?!
Vahyi kabûle kadar!
Lâkin kelimelerin
İdrâkler kadar derin,
Bir âlemi mevcûdken
Birlikte gül ve diken,
Âhenk, nizâm, kargaşa,
İç içe ve baş başa!..
Doğum-ölüm dengesi
Vücûd nöbetleşmesi!..      
Bu âlem neyin nesi,
Bir karagöz perdesi!..
Mütemâdî gölgeler,
Birbirini velyeder!..
Aceb nerden gelirler,
Ve nereye giderler?!.
Buz üstünde bir yazı,
Fânîliğin ikazı,
Vâkî olana kadar,
Güneş’in cümbüşü var!..

İlâhî bir tensîble,
Küçücük bir nasîble,
Aydınlansa ufuklar,
Hangi lügate sığar?!.
Doğuştan köre rengi
Anlatmanın bir dengi,
Hoyratlık cinâyeti,
İdrâkin nihâyeti
Sükût, istiğrâk ile
Ört veyâhûd gölgele!..

Mebde-meâd tasası,
Muammâ kumkuması,
Merkezinde hâlik var,
Verâsı karanlıklar
İtirâf-ı acz etmek,
Ve ölümü beklemek,
Belki yegâne çâre…
Ulaşmak için yâre
Sükût sanki bir liman!..
Aman, Allah’ım aman!..  

Kadir Mısıroğlu, Cemre, İstanbul: Sebil Yayınevi, 2007, s.93-95

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir