İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

MÜNEVVERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Bir edebî eser değerlendirilirken ona ruh veren duygu ve fikir zenginliği ile, muhtevâyı bize sunan dil ve üslûba bakılır. Her eser için bahis konusu olan bu ölçüler, sanat erbâbına da aynen uygulanır. Edebiyat târihçisi, bir sanatkârı emsalleri arasında hak ettiği mevkie oturtabilmek için onun hem eserlerinde açtığı fikir ve duygu hazînesine girer, hem de kullandığı dil ve üslûbu inceler. Burada dikkat edilecek hususlar şunlardır: Müellifin kaleminden çıkan eserlerin her biri bir başka ilhâmın mahsûlü, bir başka tesâdüfün netîcesi midir? Bu takdirde onları ancak tek tek ele alıp, ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Yoksa bunun aksine, sanatkâr bütün eserlerini aynı ilhâm kaynağından beslenerek ve hep aynı şuur içinde mi vücûda getirmiştir? Böyle ise, onun eserlerinde gittikçe gelişen ve birbirini tamamlayan bir fikrî bütünlük, bir duygu istikrârı vardır. O takdirde sanatkârın her eseri ayrı ayrı değil, bütün eserleri birlikte ele alınır. Ve o şekilde değerlendirilir. Dil ve üslûp incelemesi yapılırken de tutulacak yol budur. Yazar her kitabında bir başka ifâde tarzı mı kullanmıştır? Yeni ve değişik bir üslûbun peşinde, arayış hâlinde midir? Yoksa dili de, üslûp ve ifâdesi de oturmuş, karar ve şahsiyetini bulmuş mudur?

   İşte bir sanatkâr bu şaşmaz ölçülerin hassas terâzisinde tartılmadan lâyık olduğu sıraya konulamaz.

Sâmiha Ayverdi Hanım’ın Âbide Şahsiyetler adlı eserinden bir sahife

Sâmiha Ayverdi, Mesihpaşa İmamı, İstanbul: Kubbealtı Neşriyâtı, 2017, s.5-6. Okuduğunuz satılar, esere mukaddime yazan Necmeddin Hacıeminoğlu’nun değerlendirmesidir. Başlık tarafımızdan eklenmiştir.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir