İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

zâviye sohbetleri

İSTANBUL BİR ÇİÇEK BAHÇESİ İDİ

Orta halli âilelerde çiçek ve bahçe merakı biraz daha mütevazıdır. Meselâ bahçıvan tektir; büyük dairelerde olduğu gibi ekip hâlinde değildir. Buna mukabil ekseriya evin efendisi o derece toprakla oynamağı sever ki, bütün boş vaktini bahçede geçirir; bunlardan biri her gün daireye geç kalmamak için karanlıkta kalkar, kendini bahçeye atar ve giyinip kapıya gitme zamanı gelince âdeta bir maşukadan ayrılıyormuş gibi, elem duyardı.

ARIYORUZ…

Her tasallut bizde bir muhasebe ve yenilenmeye yol açmıyorsa hayat bize boşuna konuşuyor demektir. İnsanlığımıza aydınlık arıyoruz; Allah'ın kulu ve beşer olmaktan kaynaklı insanlığımızı, Kudüs'te isra eden Muhammedî -sallallahu aleyhi ve sellem- insanlığımızı, Hz. Ömer'in (r.a.) Kudüs'e giriş ve oradaki davranışındaki insanlığımızı, Selahaddin ile tarihe kazınan Kudüs'teki insanlığımızı, Fatih Sultan Mehmed ve Yavuz Sultan Selim'in Hz. Ömer ve Selahaddin ile zaman üstü çağdaş birlikteliğinde Kudüs'te yanan çerağın ışığında insanlığımızı arıyoruz. Hristiyan ve Yahudilere de barışı sağlayan insanlığımızı arıyoruz.

CEBECİ CÂMİİ

Bir âlem düşünürüm ezan sesinde
Bir âlem: Ötenin çok ötesinde.
Kimseler görmese gidip diz çöksem;
Ağlasam caminin bir köşesinde…
Cebeci Câmii’nde Kur’an okunur
Ve büyür içimizde bir bilinmez yerimiz.

OSMANLILAR’DA DEVLET ARŞİVİ

ugün başta dünyanın en büyük bir arşivi olan Başbakanlık Arşivi olmak üzere Türkiye arşivlerinde, milyarlarca yaprak tarihî vesika bulunmaktadır. Bu zenginlik, atalarımızın, Osmanlı Türkleri’nin yazılı kağıda karşı gösterdikleri dikkat ve sevginin sonucudur. Osmanlı devlet teşkilâtında vesikaların ne kadar itina ile yazılıp korunduğu hakkında kısa bir fikir edinmemiz, bu iddiamızı ispat etmeye kâfidir.

MEKKE’DEN MEKTUP

Hz. İbrahim’in (aleyhisselâm), Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ve kutsal kitaplarda bahsedilen diğer tüm peygamberlerin diyarı olan bu kadim ve mukaddes beldede, tüm renklerden ve tüm ırklardan gelen insanların aralarındaki gerçek kardeşliğin sarsılmaz ruhunun ve samimi misafirperverliğin bir eşine daha şahit olmamıştım. Geçtiğimiz hafta, tüm renkten insanların çevremde sergilediği nezaketten tamamıyla büyülenmiş ve nutkum tutulmuştu.

YÖK, MEKTEPLER VE İLME DAİR

Koca Yûnus’un sözlerinin çoğu hikmettir ve birçok sözü de “ayn-ı keramet”tir. Buyuruyor ki: “ilim ilim bilmektir/ilim kendin bilmektir/sen kendüyü bilmezsin/bu nice okumaktır” Sokrat dahi, “önce kendini tanı” demiş. İnsanî şuur tahsil-i maarife mecburdur.

SEVMEK

Bir gün senden biri geliyor bana
Sana benzetiyorum, dilim-damağım kuruyorum
Donup kalıyorum birden, anlatması zor
Kim çıkıp gelse senden, o geleni seviyorum.

İnsanın Bitmeyen Bunalımı!

İnsan ancak, bu iç tazyikle kendini büyük problem ve ülkülere verebiliyor. İnsan başıboş kalamaz. Bu onu boğar ve bunaltır. İnsan, boş duramaz. Kendini ilim, sanat, din ve dünya işleri ile yormalıdır. Kendini büyük ülkü ve hedeflere tevcih etmelidir. Bu konuda mukaddes ve yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:

   “O halde boş kaldın mı hemen yorul!”