İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

SOHBET, ARKADAŞLIK VE ŞARTLARI

   Herkesle arkadaşlık yapılmaz ve herkes de sevilmez. Arkadaşlık yapılacak kimsede üç haslet bulunmalıdır:

1-Akıllı olmalıdır: Akılsızla arkadaşlıkta hiçbir fayda yoktur. Sonunda kırgınlığa, dargınlığa ve yalnızlığa sebep olur. Çünkü akılsız bir kimse, sana iyilik yapmak istediği zaman, akılsızlıkla senin zararına bir şey yapar da, kendisi de bilmez. Bunun için demişlerdir: “Akılsızlıktan uzak olmak, Allahü Teâlâ’ya yakın olmaktır”. Akılsızın yüzüne bakmak hatadır. Akılsız, yâni ahmak, işlerin hakikatini bilmeyen, anlattığın zaman da anlamayan kimsedir.

2-İyi ahlâklı olmalıdır. Çünkü kötü ahlâkı olandan zarar gelir. Fena huyu kımıldanınca senin hakkını çekinmeden pervasızca çiğneyebilir.

3-Sâlihlerden olmalıdır: Çünkü günah işlemeye devam eden, Allahü Teâlâ’dan korkmaz. Allahü Teâlâ’dan korkmayana da emniyet edilmez. Hususan Allahü Teâlâ, “Bizi anlamaktan gafil bıraktıklarımıza ve nefsine uyanlara itaat etmeyiniz”1 buyuruyor. Bid’at sahibinden ise uzak durmalıdır. Çünkü onun bid’ati kendisine geçebilir ve kötülüğü ona gelebilir. Bugün meydana çıkan bid’atlerden daha büyük bid’at yoktur. Bazı kimseler, “Allah’ın kullarına hâkimlik yapmamak, kimseyi günah ve fısktan alıkoymamak lâzımdır. Bizim Allah’ın kullarına düşmanlığımız yoktur. Onlara karışmaya lüzum da yoktur”, diyorlar. Bu sözler ise, dinsizlik ve zındıklık olup, bid’attan da kötüdür. Böyle kimselerle katiyyen görüşmemelidir. Çünkü onların bu sözü tabiata, yaratılışa yâni nefse hoş gelmektedir. Şeytan da bütün gücüyle ona yardımcı olmakta, kalbe bunu güzel göstermeye çalışmakta ve insanı dinden çıkarmaya uğraşmaktadır.

   Ca’fer-i Sâdık (radıyallahü anh) buyurdu ki: “Beş kimse ile arkadaşlık etmeyin:

1-Yalancı: Ona karşı uyanık ol, her zaman aldatabilir.
2-Ahmak: Sana iyilik etmek istese de, anlamadan kötülük yapar.
3-Bahîl: En çok lâzım olduğu zaman bırakıp gider.
4-Korkak: İhtiyacın düştüğü zaman kaçar.
5-Fâsık: Seni bir lokmaya, hattâ daha az bir menfaate satar”.

   “Bir lokmadan daha az olan nedir?” dediklerinde, “tama’ eder” buyurdu. Yâni bir lokmaya satar, fakat o da eline geçmez. Cüneyd-i Bağdadî (rahmetullahi aleyh) buyuruyor ki: “İyi huylu, fâsık ile konuşmayı, arkadaşlık etmeyi, fena huylu okuyuculardan [kaari’ ve mevlithanlardan] çok severim”.

   Evet, bütün bu huyların bir kimsede toplanması gayet az mümkün olur. Fakat ne için arkadaşlık ettiğini bilmelidir. Maksadı üns [iyi geçinmek] ise, iyi ahlâklı birisini aramalı; maksadı dünya ise, cömert ve ikram edeni aramalı; maksadı din ise, ilim ve takvâ sahibini aramalıdır. Her birinin de şartları başka başkadır.

   İnsanlar üç kısımdır. Bazıları gıda gibi olup, daima lâzımdırlar. Bazıları ilâç gibi olup, bazen lâzım olurlar. Bazıları da hastalık gibi olup hiç aranmazlar. Fakat insanlar bu hastalığa tutulurlar. Kurtarmak için ise, müdahale etmek icab eder.

   Velhâsıl, arkadaşlık yapacağın kimseden, ya sen dinî bakımdan istifade etmelisin, yahut o senden istifade etmelidir.


İmâm-ı Gazâlî Hazretleri, Kimyâ-yı Saâdet, Bedir Yayınevi, s. 279-280
[1] 18- Kehf; 28.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir