İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazı etiketleri “İslâm Sanatı”

TÂC-MAHALL

Tâ uzaktan Tâc-Mahall’i gören, bahçesinin cümle kapısından âbideye yaklaşmaya başlayan bir ziyaretçi, her adımda yeni bir güzelliği farketmekte ve heyecandan heyecana düşmektedir. Dünyanın belki en büyük mimarlık şâheseri olan bu Türk âbidesi 22 yıllık bir çalışmadan sonra bittiği zaman, Şâh-i Cihân çok sevinmiş ve şu mânâya gelen bir beyit söylemiştir: “Devir, Allah’ın kudretinin insanlar tarafından gözle görülmesi için, bu âbideyi meydana getirmiştir”.

İslâm Sanatı ve Allah

Yaradılış sırrını ve ondaki estetiği, bizzat kendi nefsinde müşahede eden; “kokuşmuş çamurdan en güzel biçime” geçişin en muhteşem örneğini kendinde bulan insanoğlu, şayet sanatkâr olmak iddiasını taşıyacaksa, bu gayreti, en büyük ve en yüce sanatkâr olan Allah’a hayranlıktan öte bir şey ifade etmemelidir. İşte İslâm sanatkârı budur. Müslüman sanatkâr -hâşâ- Allah’la yarışmaz, sanatını, O’nu sevmeye, anlamaya ve yüceltmeye vakfeder; “izafi güzellikten Mutlak Güzele giden yolu” arar. O, eserine tapınan putperest Greko-Latin sanatkârından farklı olarak, yalnız Allah’a yönelir ve O’na kulluk eder.