İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazı etiketleri “Sebil”

İMAN BUHRANININ KURBANLARI…

Cumhuriyet tarihinde gazetelerin İslâm yazısı ile neşredildikleri son dört beş yıla âid nüshalarla onu takib eden devirlerin bütün mevkûtelerinde, daha ziyâde İstiklâl Mahkemeleri, devrin siyâsî ricâlinin resmî kabulleri, seyahatleri, kabul edilen yeni kaanunlar, mebusların beyanatları ve bilhassa sık sık da idam haberleri yer alırdı.

ÂŞIKLAR ÖLMEZ!…

Aşk, yâni “leylâ”lardan yola çıkıp onları tevhid ile “Mevlâ”ya dönüştürme cehdi… Aşk, yâni bu âlemdeki ihtilâfa onu ittihada inkılâb ettirecek bir sır rûyet ve kavrayışı ile bakabilmek… Aşki yâni Rabbin bütün esması gibi beşer için takati hududunda kendisine bir teklif olan ve şâire...

TARİHÎ MEFÂHİRİ YENİDEN YAŞAMAK

Bir milletin, tarihi ile övünmesi onun en tabiî sosyal – psikolojik hakkıdır. Ancak, bütün övgü unsurlarını sosyal hâfızanın derinliklerindeki hâtıralardan alan ve fakat o tarihin övgü unsurları ile tezad teşkil eden süfli bir toplum hayatına kendi kendini mahkûm eden milletlerin tarihleri ile övünmek hakkı olamaz. Zira, övündükleri tarih içinde, övgü unsurları, o milletin bugünkü süflî hayatı ile tezad teşkil ediyorsa, o millet bugünkü süflî hayatı tercih etmekle tarihine ihânet etmiştir.

SÜRPRİZ

Gerçekçi bir dünya görüşü olan İslâm, fertlerin ham hayaller peşinde koşmasını önlemek için bir takım fevkalâdelikler yerine tabiî, alelâde kabil-i murâkabe ve tahkik, vukuat ve şuûnat içinde haşrolmalarını sağlayacak bir içtimaî bünye tesis eder. Böyle bir cemiyette “kumar”a yer olmaması da sadece bundaki kazancın sa’ye dayanmamasından değil, -belki ve ondan daha ehemmiyetli olarak- bir “fevkalâdelik” (sürpriz) ifâdesini taşımasındandır. Çünkü o, ferdin enerji ve imkânlarını bir takım olmazların arkasında harcamasını önlemek ister. Bu yüzden de tesis eylediği cemiyette sürprizlere açılabilecek kapıları ilâhî emir ve yasaklarla sıkı sıkıya kapar.

GÜNÜMÜZÜN VASİLİAS’LARI

Zulmün maddî ve mânevî kırbacı, İslâm devletlerinin ve Müslüman-Türk Milleti'nin ruhunda şaklıyor. Ruh mimârîmiz, fikir, düşünce ve imân dünyamız günümüzün Vasilias'ları tarafından zorbaca tahrip ve imha edilmek isteniyor. En az elli yıldan beri, Türkiye'nin hakikî mânâda bir kalkınma ve yükselişe kavuşturulamaması, bir medeniyet hamlesine eremeyişi ve her geçen gün kötüye giden şartların Vasilias'lar eliyle daha da bozulması karşısında, bir hakikat, bütün açıklığıyla ortaya çıkmaktadır. O da şudur:

KULLUK!.. EN BÜYÜK ŞEREF

Bize "Pâdişâhçı" derler. Bizi ithâm etmek isterken, en büyük şerefe lâyık görürler. Bizi yok etmek isterken, ebediyetimize ferman çıkarırlar. Bizi zelîl edeceklerini zannederken, izzetin en yükseğine eriştirirler. Bizi hor ve hakîr görürken, kendileri hor ve hakîr olur. Bize zulmettiklerini vehmederken, kendi nefislerine zulmederler. Onlar, bir sabun köpüğünün kaypak zemininde bize kafa tutarken bizim "Arşullah" a doğru genişleyen gönlümüzün çapını unuturlar.