İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazı etiketleri “Türkiye”

KIRK YILLIK YANİ OLUR MU KÂNİ

Millî tarihimizde çok meş’um (uğursuz) bir rol oynamış bulunan Timur’un Altınordu Devleti’ni yıkışıyla nefes alıp serpilmek imkânını bulan Moskova knezliği (prensliği) devrinden günümüze kadar her Rusun gönlünde yatan millî mefkûre bu olmuştur. Zirâ biteviye stepler halinde devam eden Rusya’da Slav ırkı -meşhur bir benzetişle- “buğday ambarına kapatılmış bir fare”den farksızdır.

YA OLACAĞIZ YA ÖLECEĞİZ

İmtihan dünyası bu... Kimi yokluktan, kimi çokluktan imtihan oluyor. “Allah azizleri zelil, zelilleri aziz yapıyor.” “İman ettik diyenler, önceki müminlerin geçtiği yoldan geçiyor”. Dünya Müslümanları Ümmet şuurunu yitirdiğinden beri, zillet rolünü oynuyorlar. Kendi güç birliklerini unutmuşlar, tarihî din düşmanlarının çatıları altına sığınmışlar ve bu sığıntılıktan rahmet umuyorlar.

ETRAFIMIZDAKİ FESAT ÇEMBERİ

Türkiye yakın bir gelecekte en geç 2020 yılında (şayet bir savaş girdabına sürüklenmez ve 12 Eylül öncesi bölücü ve terör olayları olmazsa) dünyanın en güçlü 5 ülkesinden biri olacaktır. Hatta Avrupa’nın hem nüfus, hem de ekonomik açıdan en güçlü ülkesi olacağımız konusunda da dünya strateji, dış politika ve ekonomi uzmanlarının raporları mevcuttur.

İKİNCİ FETRET DEVRİ BİTERKEN!

Gerçekten iç tehlikeler, dış tehlikelerden çok daha ehem­miyetlidir. Zira dış tehlikeler müşahhas olduğundan millet efradı bunları kavramakta ve gerekeni yapmaya yönelmekte zaafa düşmez. Hatta böyle tehlikeler millî birlik ve beraberliği takviye bile eder. İç tehlikeler ise umûmiyetle mücerreddirler.

YÖK, MEKTEPLER VE İLME DAİR

Koca Yûnus’un sözlerinin çoğu hikmettir ve birçok sözü de “ayn-ı keramet”tir. Buyuruyor ki: “ilim ilim bilmektir/ilim kendin bilmektir/sen kendüyü bilmezsin/bu nice okumaktır” Sokrat dahi, “önce kendini tanı” demiş. İnsanî şuur tahsil-i maarife mecburdur.