İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazı etiketleri “Üstad Kadir Mısıroğlu”

MUAMMÂ

Fıtrî olan tecessüs, Önünde âfâk, enfüs, Ve içinde gerçekler, Nasıl bilinecekler?!. Gölge mi hep kâinât?!. Buna rağmen de inad, Ve iddia meşheri!.. Gâh ileri, gâh geri… Bütün mağrur kafalar, Dehlizde yarasalar!..

KİTAP GİRİZGÂHLARI 1

İlk biat merâsimlerinde “Ebedî Gerçekler Dünyası”na girişin bir parolası haline gelen bu hitab, iman vecdinin çölü dalga dalga ürperten muazzam bestesiydi. Dâvetin sahibi beşerî idraki yakmamak için kırıntı kırıntı sunduğu nasiplerle, insan zerreciklerinin beka ummanına açılışını seyrederken, Rabbine hamdederek taşıdığı büyük ve ulvî emâneti yavaş yavaş devrediyordu.

YUNAN PROPAGANDASI

İnsanların çoğu derin düşünce ve muhâkemeye meyyal değildirler. Bu alışkanlığı kazanamamış bulunmalarından veyahud da zamanlarının her mesele üzerinde kâfi miktarda durmaya müsâid olmamasından dolayı, ilk nazarda dikkatlerine çarpan her şeyin sathî telkin ve şartlandırmasından kurtulamazlar. Bu yüzdendir ki, propaganda yirminci asrın en tehlikeli silâhı sayılsa -belki de- mübalâğa edilmiş olmaz.

RÜZGÂR GÜLLERİ

Türkiyemizin, asırlardan beri tevâli eden maddî ve mânevî kayıplarının başında, -bilhassa seçkinlerinin- mâruz kaldığı dehşeti bir şahsiyet ve karakter zaafı gelir. Hakikaten bu yönden, inandığı ideal kıymet hükümlerinin mer’iyyet ve galebesi için, canını seve seve vermekten içtinâb etmiyen “devletlû”lardan günümüzün büyük ünvan ve iddialı nice küçük adamlarına kadar, her merhalede biraz daha gerilediğimiz meydandadır.

İMAN BUHRANININ KURBANLARI…

Cumhuriyet tarihinde gazetelerin İslâm yazısı ile neşredildikleri son dört beş yıla âid nüshalarla onu takib eden devirlerin bütün mevkûtelerinde, daha ziyâde İstiklâl Mahkemeleri, devrin siyâsî ricâlinin resmî kabulleri, seyahatleri, kabul edilen yeni kaanunlar, mebusların beyanatları ve bilhassa sık sık da idam haberleri yer alırdı.

Şu Dünya’nın

O zamanlar talebeye yardım elini uzatan sadece bir tek teşekkül vardı: İlim Yayma Cemiyeti. O da sırf imam hatiplilere yardım ederdi. 1957 yılında bu cemiyet mensuplarını biraz da üniversitelilere yardım etmeleri hususunda ikna etmek istemiş, bu maksadla kalkıp Sirkeci, Beşinci Vakıf Han’daki merkezlerine gitmiştim.

MÜBALÂĞANIN TEHLİKESİ

Dikkatle incelenirse kemalist inkılâpların ciddi ve tezadsız bir temel görüşten mahrum bulunduğu kolayca meydana çıkar. Çünkü her şahıs M. Kemal Paşa’nın söz ve hareketlerini kendi kablî rey ve içtihadına göre tefsire tâbi tutmakta ve bu durum bir uçtan diğer bir uca kadar çok büyük farklar ihtiva eden bir­birine zıd anlayışlara vücud vermektedir.

İKİNCİ FETRET DEVRİ BİTERKEN!

Gerçekten iç tehlikeler, dış tehlikelerden çok daha ehem­miyetlidir. Zira dış tehlikeler müşahhas olduğundan millet efradı bunları kavramakta ve gerekeni yapmaya yönelmekte zaafa düşmez. Hatta böyle tehlikeler millî birlik ve beraberliği takviye bile eder. İç tehlikeler ise umûmiyetle mücerreddirler.

EKMEK YERİNE SİLAH

Kapitalizmi dehhâmeleştirip baş belâsı haline getiren ken­dileri değilmiş gibi buna karşı bir de sun’î alternatif icat ederek milletleri birbirine kırdırmanın tezgâhını kuran Yahudiler, bu maksadla komünizme revaç vermiş, ve güyâ çatışan iki âlem vücûda getirerek parsayı toplamanın en sinsi ağını kurmuş­lardır.