İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

YAŞLILAR NEDEN DIŞARIDALAR GENÇLER NASIL OLUP DA İÇERİDELER?

Kitap okuma alışkanlığı olmayan, bir enstrümanı çalamayan, herhangi bir sanat dalına ilgi duymayan, hobisi olmayan, vakit geçirmekten anladığı tek şey kendisi gibi olanlarla sohbet etmek, dedikodu yapmak, mağazaların vitrinlerine, tuhaf bulduğu insanların yüzlerine bakmak, şunu bunu çekiştirmek, bir şeylerden dert yanmak olan insanları evde tutamazsınız. Onlar kahvehanelere doluşurlar, kahvehaneler kapatılınca parklara koşarlar, oturacak yerleri kaldırınca da kaldırım taşlarına kümelenirler. Çünkü eve dönmeyi reddediyorlar. Hugo “İçinde acı çekilen bir cehennemden daha kötüsü vardır; içinde sıkıntı duyulan bir cehennem” demiş. Onların evleri içinde sıkıntı duyulan bir cehennem. İletişim kurmayı hiçbir zaman beceremedikleri ev halkı ve cinsellik aradan kalkınca paylaşacak bir şey bulamadıkları, bu yüzden sürekli kavga ettikleri eşleri de bu cehennemin zebanileri. Ya evde kimse yoksa, evine dönmesini istediğimiz o ihtiyar yapayalnızsa, işte o zaman o cehennemin zebanisi bizzat kendisi olur. Eve dönüp ne yapacak, o evde, kupkuru bir ağaca benzeyen bir adamla nasıl vakit geçirecektir ki?

   Gençlere gelince… Yaşlıları eve girmedikleri için kınayıp ‘Neden evde oturmazlar?’ diye sorabiliyorlar. Çünkü onların sosyal medyası var, dedikodu ihtiyaçlarını oradan gideriyorlar. Oradan komik videolara bakıp gülüyor ve telefonlarında yüklü oyunları saatlerce oynayabiliyorlar. Bu süreçte internet kapatılsa ve ellerindeki cep telefonları toplatılsa, bilgisayar oyunu oynamak sağlığa zararlı olduğu gerekçesiyle yasaklansa, kendilerinin de evde oturamayacaklarını, bütün uyarılara rağmen sokaklara doluşacaklarını göremiyorlar. Yani eleştirdikleri yaşlılardan tek farkları interneti ve bilgisayar oyunlarını keşfetmiş olmaları. Onları evde tutan bunlar; yoksa tahkim edilmiş, zenginleştirilmiş iç dünyaları değil…

   Halbuki hayatını boşa geçirmemiş insanın evi bir cehennem değildir. İnterneti olmasa, sohbet edebilir, tarihten, sanattan, şiirden, romandan, felsefeden bahsedebilir. Tek başına bırakılsa kitap okuyabilir, yazabilir. Kitapları ve kalemleri toplansa, şarkı söyler, bir enstrüman çalar, ezberinden şiirler okur… Bunlar da yasaklansa, milyonlarca şeyi, binlerce saat düşünebilir. Ve bir insanı öldürmeden düşünmesini engellemek mümkün olmadığına göre, hayatını boşa geçirmemiş bir adam asla ama asla sıkılmaz.

   Kendinizi, kendi kendinizle baş başa kalamayacak duruma getirdiyseniz hiç kimseyi suçlamayın. Şu an bile yeni bir dil öğrenmeye, bir sanatı ya da zanaatı denemeye, spor yapmaya, bir sporu öğrenmeye, hakkında hiçbir şey bilmediğiniz bir konuda araştırma yapmaya başlayabilirsiniz. Aptalca dedikodulara inanıp bunları sağa sola yaymakla vakit geçirmek yerine internete girerek virüs ne demek bakteri ne demek öğrenebilir ve bu karantina günleri uzadıkça bu konularda bir uzman kadar çok şey bilebilirsiniz.

   Karar sizin.


Rafet Elçi'nin 22.04.2020 tarihli "facebook" paylaşımı...

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir