İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

YERLİLERİN GÖZYAŞLARI -KÜBA ADASI-

“Not: Babası, Kristof Kolomb’un seyahatlerine iştirak etmiş olan Papaz Bartolomeo de las Casas, “Yeni Dünya”ya tayin edilen ilk papazlardandır. Şahit olduğu kelimelere sığmayacak suçları, vahşice işlenmiş cinayetleri iktibas ettiğimiz kitabında anlatmıştır. Anlattığı cürümler, bizzat kendi dindaşları tarafından yapılmış olup, Avrupa’nın utanç defterinden sadece bir sahifedir.

Yerlilerin Gözyaşları -Küba Adası

   İspanyollar 1511 yılında Küba Adası’na geçtiler. Bu ada da Hispaniola gibi Valladolid ile Roma arasındaki mesafe kadar uzun bir adaydı. Küba’daki harikulade güzel eyaletlerde sayılamayacak kadar çok yerli yaşıyordu. İspanyollar bu adada da işlerine ötekilerdeki gibi başlayıp kısa sürede bitirdiler. Küba’da daha ağır eziyetler yaptılar. Anlatmaya değer birçok katliam oldu.

   Hatuey adlı bir kasik (şef) öldürülmekten ya da hayat boyu köleliğe mahkûm edilmekten kurtulmak için kendisine bağlı yerlilerle birlikte Küba’ya kaçmıştı. Hatuey, bazı yerlilerden İspanyolların o adaya da gelmiş olduğunu işitince uyruklarını bir yere toplayarak şunları söyledi:

   “İspanyolların buraya gelmekte olduğuna ilişkin söylentileri siz de duymuşsunuzdur. Haiti’de (Hispaniola) kimlere neler yaptıklarını, soyluları nasıl katlettiklerini biliyorsunuz. İspanyolların burada daha merhametli davranmalarını umamayız.

   Dostlarım onları buraya getiren nedeni biliyor musunuz?”

   Yerliler cevap verdiler:

   “Bilmiyoruz, ama İspanyolların çok zalim insanlar olduklarından eminiz.” Hatuey devam etti:

   “Ben size söyleyeyim, buraya gelmelerinin nedenini. Bize o kadar insafsız davranmalarının tek nedeni işkence etmekten hoşlanıyor olmaları değildir. Onların çok inandıkları bir Tanrıları var. Bizim de o Tanrı’ya inanmamızı istiyorlar. Bizimle savaşmalarının, boyun eğdirip bizi öldürmelerinin nedeni işte bu.”

   Hatuey elindeki altın ve değerli taşlarla dolu sepeti havaya kaldırarak şöyle dedi:

   “İşte onların Tanrıları, Hıristiyanların Tanrısı bu işte! Eğer kabul ederseniz, şimdi bu Tanrı için dans edelim. Belki de Hıristiyanların Tanrısı hoşnut kalır da İspanyollar bize zarar vermezler.”

   Yerliler, hep birlikte Hatuey’i “kabul, öyle yapalım” diye yanıtladılar ve altın dolu sepetin etrafında dans etmeye başladılar. Bu dans, yerliler iyice yorulup yerlere yığılıncaya kadar devam etti. Bundan sonra kasikleri Hatuey şöyle dedi:

   “Şimdi bakın, bu sepet yanımızda kalırsa, onu ele geçirmek için hepimizi öldürecekler. Bundan dolayı sepeti ırmağa atalım.”

   Yerliler beylerinin bu önerisini de kabul ettiler ve içi altın dolu sepeti yakındaki ırmağa attılar. Kasik Hatuey, adaya çıkışlarından itibaren İspanyolların eline geçmemeye çalıştı. Çünkü onları tanıyordu ve neler yapabileceklerini iyi biliyordu. Ancak zaman zaman İspanyollar karşısında kendisini savunmak zorunda kaldı. Ama sonunda yakalandı ve diri diri yakıldı.

   Yakılma nedeni, zalim Hıristiyanların eline geçerek işkence ile öldürülmekten kurtulmak için kaçması ve kendisini savunmuş olmasıydı. Aziz Francisco tarikatından bir keşiş Tanrı’dan ve bizim inancımızın metinlerinden bahsettikten sonra celladın kendisine tanıdığı bu kısa zaman süresi içinde eğer Hıristiyanlığı kabul ederse günahlarından kurtulacağını ve öldükten sonra cennete gidebileceğini söyledi. Hatuey, keşişin söylediklerini dinledikten sonra, bir an düşündü ve bütün İspanyolların cennete gidip gitmediğini sordu. Keşiş:

   “Evet, cennetin kapıları iyi İspanyollara açıktır” dedi. Kasik Hatuey ise şu cevabı verdi:

   “O zaman ben cehenneme, gideyim. Çünkü cennette İspanyollarla karşılaşmak istemiyorum.”

Batı Hint Adaları’na giden Hıristiyanlar, Tanrımıza ve Hıristiyanlığa işte bu kadar saygınlık kazandırdılar.


Bartolomeo de las Casas, Yerlilerin Gözyaşları Yerlilerin Yok Edilişinin Kısa Tarihi, Ter. Oktay Etiman, Ankara: İmge Kitabevi, 2014, s.49-51

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir